//Arşiv/

 Mesaj at, dürüm ayağına gelsin! 


Admin 9 274 262

Sanırım kuralları hatırlatmakta fayda var.

dsbm 1 13 255

Çok uzun zaman önce soğuk sabahlarıma eşlik eden parça. Sıcak kahvemin dumanından yükseklere süzülen hayallerim. Sigara ile küllük arasında gidip gelen düşüncelerim. O kadar çok şey var ki. Hala nasılda bir sevgili arayışına girebiliyor bu insanlar. Bu kadar mı sıkıldınız sizi asla sorgulamayan, bırakmayan yalnızlığınızdan. Bu kadar mı nankör, bu kadar mı gurursuz oldunuz. Siyah solmuş bir pantalon ve t shirt giymekten bu kadar mı utanmaya başladınız. Kime beğendirmeye çalışıyorsunuz peki ya kendinizi? Asla değer bilmeyecek olan insanlara mı? Boşverin.
Kızlar doğru erkek nerede diyorlar. Yakışıklı, ağzı laf yapan ve ya cömert erkeklere değer verip hayal kırıklığına uğruyorlar ve buna şaşırıyorlar. Doğru erkek kolay kolay size gelmez çünkü size gelecek olursa fiziğinizden dolayı değil sizin karakteriniz için gelir. Siz onlara sizi tanıma fırsatı vermezseniz de hiç gelmezler. Doğru erkek sizi gözleriyle yemez utangaç bakışlar atar. Bir erkeğe öz güveni için aşık oluyorsanız hala ergensiniz demektir. Çünkü öz güven en boş insanda bile bulunabilir ve delikanlılığın ölçütü değildir. Doğru erkek daldan dala atlar gibi kızlarla çıkmadığından ilişkiler konusunda tecrübesizdir. Ama doğru erkek sevdi mi tam sever Türkü gibi sever şiir gibi sever Gündüzde sever gecede sever... Siz yeter ki sevilmeye layık olun ve sizi mutlu edebilen değil sizinle mutsuz olabilen insanı bekleyin.

Wolverine 8 24 242

Pkknın bayrağının yakılması , gereken dersin verilmesi ve pkklıların polis tarafından arbaya toplanıp önümüzden geçilmesi paha biçilmez. :) Teşekkürler Omü

müh fak 9 13 227

aslında böyle saçma sapan mevzulara hiç bulaşmadım ama ilk ve son kez belirtmek istedim, "makinacılar kız meraklısı olur, hiç kız görmediklerinden ötürü her kıza askıntılık yapar, onlara nefes alsın yeter, etraflarında hiç kız olmaz, sadece kız kovalarlar" gibisinden yazılar okudum ve düşündüm, benim hemen her fakültede arkadaşım var, üstelik çoğu da kız, gayet seviyeli ve kaliteli arkadaşlar bunlar, tek gayem kız kovalamak da değil, aylık sanat dergileri alan, düzenli kitap okuyan biriyim. işin garibi yazılanlara ters olarak yanımdaki çoğu arkadaşım da benim gibi. Her kıza yazan tipler de değiliz, bi kızda kalite ararım, her şeyden önce bilgi düzeyi eşitliği önemlidir. Evet bazı kızların tav olduğu araba bende de var ama bir kere olsun aklımdan fesatlık geçmedi şu kızı atayım arabaya diye, son ses müzik dinlerim ama kalabalık içinden geçerken rahatsız etmemek için kısarım sesi. Cinsellik olayına gelince,fiziksel tatminden önce ruh doygunluğu şarttır, ruhun doymazsa beden israf makinasıdır. Makinacılara laf edenler bir kere daha düşünsün, her yerde pislik vardır ama bu şekilde karalamalar yanlış, ben düşüncelerimi paylaştım sizle, siz de geleceğin makina mühendislerine ithamda bulunurken düşünün, bu camianın içinden biri olarak söylüyorum bunları, saygılar.
Hepinize Merhaba, Nasılsınız ? İyisinizdir umarım. Bu belki de benim son yazım, artık daha yazmayacağım.. Tüm herşey bitti benim için. Okuma hayallerim, Mutluluğum, Sevdiğim.. Tam anlamıyla artık bi hiçim. Bu yüzden kimsenin aklında soru işareti kalmasın diye size tüm herşeyimi anlamak istedim, bilin istedim.. Aslında doğumumdan itibaren herşeye ters bi bebek olarak gelmişim dünyaya. İnanılmaz milliyetçi bi ailenin 1 mayıs doğumlu ilk çocuğuyum.. Yanlış anlaşılmasın herhangi bir siyasi bi mesajım yok, sadece tersliği ifade ediyorum.. Çocukluğum hep tramvalarla dolu olan bi çocuktum ben. Mahallede diğer çocuklar tarafından dışlanan, yeri gelince alay edilen yeri gelince dövülen biri oldum ben.. Kimsenin inanmadığı biri oldum.. Annem ve babam sürekli kavga ederlerdi annem hep ağlardı her kavgalarında babam o kadar ince düşünürdü ki annemi alır odaya kapatır sırf ben görmiyim diye odada döverdi. Annem her odadan çıktığında ağlıyor olurdu ve hep bana " bişey yok oğlum bişey yok" der bana sarılırdı.. O ağladığında ben de ağlardım her gözyaşı damlası benim damlalarıma damlardı bazen kan damlardı kazağıma.. Korkardım, korktuğum için daha fazla ağlardım ama annem hep beni sakinleştirmeye çalışırdı.. 6 yaşımda ilk oyuncağımla tanıştım. "Org" almıştı babam. O an o kadar mutluydum ki sanki dünyalar benim olmuştu, her bi tuşa bastığımda farklı farklı ses çıkıyordu ve ben bununla mutlu oluyordum.. Ta ki akşamına kadar; Babam gene annemi o kapıdan içeri sokup ağlattığında o oyuncak da bitmişti benim için. Ne mi yaptım ? Parçaladım. Vurdum duvarlara gücümün yetmeği yerde üzerine çıktım zıpladım her bastığımda beni mutlu eden o her tuşu kırmıştım artık.. .ilk okulda hiç çikolata yiyemedim.. Babam beslenmeme çikolata koydurmazdı hiç, paramız vardı alacak ama babam " başkalarının canı çeker alamayanlar vardır" diye koydurtmazdı anneme. Ne zaman okulda beslenme saati olsa ben herkese imrenerek bakardım, onlar çikolatalı ekmek yerken ben hep peynir ekmek yerdim.. Biri görmesin diye de kaçar okulun arkasında yerdim.. Hiç bi zaman unutmadım hiç bişeyi, bana yapılanları, yaptıklarımı. Orta okulda hiç bi grup beni almadı arasına, kimse beni muhattap bile almadı.. Sevilmedim hiç. Hangi kızdan hoşlansam hep reddedildim hep "Ben sana arkadaş gözüyle bakıyorum" lafını duydum herkesten.. Sordum hangi arkadaşlık ? Bir kere bile "naber" demedikleri şeye mi arkadaşlık diyorlardı acaba ? Sonra tam öğrendim kimseyi sevmiycem diyebilmeyi derken lise birinci sınıfta ilk kız arkadaşım oldu.. Annesi babası boşanmış, iki küçük kardeşine bakması gereken bi kızdı.. O zamanlar herşey o kadar çocukcaydı ki benim gibi çocukluğunu yaşayamamış biri için.. Onu hep mutlu etmeye çalıştım üzülmesin istemiştim elimden geleni yapmaya çalıştım her günü sayarken bi gece acı haberi aldım.. O kalp artık atmıyordu benim için.. Benden sonra da hiç atmadı, hala da atmıyor.. Hayatımın en zor, en acımasız, en çaresiz günlerini yaşadım, sigaraya da o zaman başlamıştım.. Tüm yaşıtlarım meraktan başlamış, oysaki ben onun yokluğundan başlamıştım.. Cenazesinde onun babası bana " Artık sen de benim bi evladım gibisin" demişti bana.. Sonrasında hiç gitmedim babasının yanına, telefonlarını açmadım. Beni her görünce kızını hatırlayıp daha fazla üzülsün istememiştim.. Lise birinci sınıfta 2 ay devamsızlığıma rağmen ben sınıfı geçmiştim ve sebebini o zaman anlamamıştım. Meğersem okul müdürümüz de lisedeyken annesini trafik kazasında kaybetmiş, bu yüzden tüm devamsızlıklarımı silmiş.. İnanamıştım.. O gün bi karar almıştım işte; " Sevdiğim insanları mutlu etmek için elimden geleni yapmalıydım" .. Her tanıştığıma kalbimi açtım o kalp kapakçığı yamuk olan bi kalpti ama herkesi mutlu edicek kadar da büyük bi kalbim vardı.. Sevebildiğim her insanı kendimi hiçe sayarak mutlu etmeye çalıştım, başardım da .. Onlar mutlu oldukça ben de mutlu oluyordum onlar üzüldükçe ben de üzülüyordum.. Onların dertlerini kendi dertlerimmişcesine çözmeye çalışıyordum adeta.. Ama bi yerden sonra her biri mutlu olunca gitmeye başladı.. Kimi arkasına bile bakmadı kimi teşekkür edip gitti kimi ise beni unuttu bi anda.. Her giden belki cebimden bişey götürmedi ama kalbimden bi parça alıp gittiler.. Her gidenin arkasından yenisini aradım mutlu edicek sevicek değer vericek ama bulamamıştım ta ki bu üniversiteye gelene kadar.. Gene sorunları olan birini bulmuştum ama bunu her zamanki gibi geç anladım. " Olsun, o da mutlu olsun" diyerek herşeyi göze almıştım onun için. Tüm herşeyi onun etrafına kurmuştum.. Her gece sabaha karşı uzun uzun yazardım ona sırf sabah uyanınca yüzünde küçük bi tebessüm olsun, mutlu başlasın güne istiyordum.. Oluyordu da.. O mutlu olunca ben daha da mutlu oluyordum, mutlu oldukça ona daha çok kalbimi vermeye başlamıştım neredeyse varım yoğum o olmuştu benim için.. Bir gün oldu, o da gitti.. Hem de tüm yaşadıklarımızı o uykusuz gecelerimi o fedakarlıklarımı hiç yaşanmamışcasına .. O gidince ben de artık ölmeye başladığımı farkettim.. Her geçen gece daha fazla uykusuz her geçen gece daha fazla huzursuzum artık. O gitti, ben kaldım.. O yok; Daha fazla uykusuz gece, Daha fazla kahve, Daha fazla şarkı, Daha fazla gözyaşı var..
yılbaşı güzeldi kız arkadaşlarım yanımda yoktu ama 3 arkadaş kolamızı içtik pastamızı cerezimizi yedik ve çokta eglendik şu sürekli sevgilim yok yanlızım diyenler bırakın bunları arkadaşlarınızın degerini bilin sevgili her zaman bulursunuz ama gerçek arkadaşı biraz zor bulursunuz buda benim düşüncem anlayana...
Dün doğum günümdü aileme süpriz yapayım dedim atladım otobüse memlekete gittim. Zile bastım açan olmadı babamı aradım nerdesin dedim evde oturuyoruz dedi neden kapıyı açmıyorsunuz dedim ne kapısı lan eve mi geldin yoksa dedi evet dedim küfür ederek niye haber vermeden geliyosun dedi süpriz yaptık iste fena mı oldu dedim iyi tamam bekle bizi 3 saat sonra geliyoruz dedi anahtarım yok nerdesiniz ben gelim yanınıza dedim daha yeni geldin olum sen burdan dedi yoksaa dedim evet olum bizde sana süpriz yapmak için Samsuna geliyoduk deyince verdiğim yol parasına mı yoksa 3 saat kapıda kaldığıma mı üzüleyim bilemedim :)
Kapalı biri olarak ilahiyatta moda ikonlarıymışçasına gökdelen kadar yüksek topuklularla öğrenci olduğunu iddia eden "çok müslüman" kızlar. Elinizdeki din kitaplarını sadece aksesuar olarak kullanmayıp arada açıp bakma zahmetinde bulunursanız ayağınızdaki topuklunun sesinden, vücut hatlarınızı belli eden sözde "tesettür" kıyafetinize kadar hiçbirin dinimizce uygun olmadığını anlarsınız. Sizin gibiler yüzünden "dinini tam manası ile yaşayan gerçek müslümanlar" da ağır aşağılayıcı sözler işitmek zorunda kalıyor. "Allah için, dinim için kapandım" sözleri sizin gibilere yakışmıyor. Tesettürlü biri olarak tesettürlülerden nefret edeceğimi hiç düşünmezdim ama artık fazlası ile doldum.
Görevli otobüsünün en ön camından baka baka gidince, insan parti lideri gibi etrafa el sallamamak için kendini zor tutuyor. Yanımdakilere, parmağımla dışarıyı göstererek 'bakınız buralar buralar hep benim' diyesim geliyor. İnsana nasıl özgüven geliyorsa artık :D
Kadın Erkek Popüler