ricardoveritas
kpss atamalarından sonra en çok beklenen grup dm'den çıkabilme özelliğini bakan @mayk kamuoyuna duyurdu.
felagund
felagund
2 gün
bizimkilerin genlerinde sulugözlülük olduğu için beni de etkiliyor. liseden beri uzakta okuyorum, insan 8 senede alışır evladından uzak kalmaya ama yok alışmıyor annem. tatilde 1 hafta falan evde kalınca pek etkilenmiyor ama yazın uzun süre birlikte vakit geçirince ayrılık zor oluyor, otogarda beni uğurlarken yalnızca gözleri dolsa iyi araçtan dışarı bakıyorum ağladığını yüzünü gözünü sildiğini görünce ben de dayanamıyorum bazen hahah. hatta bir keresinde, sanırım lise 2'deyken, okulum da İstanbul'da tabi trenle sirkeci'ye geçiyordum oradan vapur falan yolumu buluyordum. neyse, annem uğurlamaya geldi tabiki, ağladı yine, sonra trene bindim tren hareket etti ben de dayanamadım başladım ağlamaya. ühü ühü diye ağlamıyorum tabiki sessiz sedasız ağlıyorum, trende bir amca da beni gördü diyor ki oğlum sen kayıp mı oldun niye ağlıyorsun sjskksks bazen kendi kendime karar alıyorum bir daha beni yolcu etmesine izin vermeyeceğim böyle olmaz diye ama uygulamaya koyamıyorum sjskksks
filojofist
filojofist
2 gün
artık okul hayatına uzun bir tatilden sonra ilk adımımı atmış bulunuyorum tatildediysem berbattı evden çıktığım gün sayısı sabrinin attığı isabetli pas kadar :d benim tatilim okul bitince değil başlayınca başlıyor.sözde tatilden daha aktifim çünkü ve daha çok eğleniyorum iyi geliyor burası bana :) bu arada omü ye yeni gelen arkadaşlar umarım çok seversiniz buraları size deiyi gelir her şeyiyle okul yaşamınızda başarılar :)
Neris
Neris
4 gün
depolama alanı yüksek bir disk istiyorum . ama bu site olacak ve kalıcı olsun ki 2ay sonra da o link aktif olsun . yardım ederseniz sevinirim . google dusuk zaten yandexi bilmiyorum bilgi alamadım . çünkü netim az . video indirdigim için ? 🤔
Neris
Neris
4 gün
tahİr İle zühre hİkayesİ
geçmiş zaman ve eski günlerde zengin ve şöhretli bir padişah vardır. malı, mülkü, askere kısaca her şeyi vardır. ancak çocuğu olmamaktadır.
doktorlara gitmiş derdine çare bulamamıştır. bunlardan fayda göremeyince kendisini eğlenceye verip ve yaptırdığı bahçeye gidip gelmeye başlar. bir gün veziri ile çarşıda dolaşmaya çıkar. “her kim bana bir altın verirse tanrı onun muradını versin” diyen bir dilenciye para verir. oradan ayrılıp bahçeye doğru giderler ve bir ağacın altında otururlar. İleride bir ağacın altında da yaşlı bir derviş görürler, onun yanına giderler. derviş “marifetlerim vardır” deyince, padişah gönlünden geçeni bilmesini ister. dervişte padişah ve vezirin çocuğunun olmadığını, evlat istediklerini bilir. bunun üzerine dervişten yardım isterler. dervişte cebinden cebinden bir elma çıkarır ve ikiye böler. bu elmaları yerlerse çocukları olacağını, padişahın kızı, vezirin oğlu olacağını, ama onları ayırmamalarını evlendirmelerini söyler. padişahta vezirde çok sevinir. akşam elmayı yerler ve dokuz ay on gün sonra padişahın kızı, vezirin oğlu olur. kızın adını zühre, oğlanın adını tahir koyarlar. tahir ile zühre birlikte büyürler. en tanınmış hocalardan ders alırlar ve çok zeki olduklarından her şeyi öğrenirler. fakat on yaşında zühre’nin gönlü tahir’e düşer ve uyurken tahir’i öper. tahir çok kızar çünkü kardeş olduklarını sanır. bir gün zühre tahir’i yine öper ve tahir’de zühre’yi döver. zühre o kadar üzülür ki allah’a “allah’ım benim sevgimin yarısını tahir’e ver” diye dua eder. tahir’de zühre’ye aşık olur. bu sefer zühre kendini naza çeker. ancak kardeş olmadıklarını öğrenen tahir ile zühre günden güne bir birine daha çok bağlanırlar. sazlarını alıp bir birlerine türkü söylerler. bunları gören arap köle padişahın karısına söyler. padişah kızını tahir’le evlendirmenin zamanı geldiğini söyler.
ancak karısı kızının padişah oğluyla evlenmesini istemektedir. padişah kendi gözleriyle aşıkları görmek ister ve görünce de aşıkları evlendirmeye karar verir. bu arada tahir rüyasında iki kara köpeğin kendisine saldırdığını görür ve rüyası çıkar. padişahın karısı, padişaha sihirbaz cadının yaptığı şerbeti içirince padişah tahir'den soğur ve onu saraydan kovar. aşkı ile yanıp tutuşan tahir zühre’nin köşkünün önüne gelerek sitem dolu türküler söyler. zühre’de olayları dadısından öğrenir ve her şeyi tahir’e açıklar. arap köle bunları görünce yine padişaha haber verir. bu sefer padişah onu mardin’e sürer. mardin’de yedi yıl kalan tahir bir gün allah’a dua eder ve onu zindandan kurtarmasını ister. duası kabul olur zindanın açılan kapısından siyah atıyla hızır gelir ve onu atına alıp, o uyurken zühre’nin köşkünün önüne bırakır. zühre tahir’i dadısına gönderir. o günden sonra her gece gizli gizli buluşup zevk ve sefa eylerler. fakat bir gün tahir rüyasında yine kara köpeklerin etrafını sardığını görür. rüyası yine çıkar çünkü arap köle onları yine görmüştür. bunu padişaha haber verir ve tahir, üstü açık bir sandıkla şat suyuna bırakılır. şat suyu kenarında da göl padişahının sarayı vardır. zühre bunu bildiği için göl padişahının kızına mektup yazar ve göl padişahının kızları da onu bulurlar. göl padişahın üç kızı da tahir’i sevmektedir ve bir gün onu paylaşamadıkları için kavga ederken, tahir bunları duyar ve kaçar. bir çeşme başında dua eder ve uyur. at sesiyle uyanınca, yanında bir derviş görür. yine ata biner ve gözlerini kapatır. derviş “aç” dediği zaman tahir kendisini zühre’nin köşkü önünde olduğunu görür. dadısına gider. dertleşirler. bir gün tahir davul zurna sesleri duyar ve dadısından zühre’nin evleneceğini öğrenir. kadın esvabı ile düğüne gider. kendini zühre’ye tanıtır. ertesi gün zühre ile anlaşırlar. hamama gitmek için çıkıp kaçmaya karar verirler.
ancak arap köle de kadın kılığına girmiş ve onları görmüştür. arap köle durumu padişaha haber verir. padişah tahir’i yakalatır. mecliste onu ve kızını anmadan üç hane türkü söylerse affedeceğini söyler. tahir iki haneyi söyler fakat üçüncü hanede zühre'nin içeri girdiğini görünce onun ismini kullanır. padişahta onun boynunu vurdurmaya karar verir. cellat tahir’in boynunu vurmadan tahir namaz kılıp allah’a ruhunu alması için dua eder ve hemen ölür. bunu gören zühre aklını kaçırır. hekimler çare bulamaz hatta tahir’in etini yedirmeye çalışırlar ama dadısından bunu öğrenen zühre’de çok kızar, tahir’in mezarına gider. allah’a ruhunu alması için dua eder ve ölür. mezara gelen arap köle de zühre’ye aşık olduğu için kendini hançerle öldürür. padişah kızını tahir’e vermediği için pişman olur ama iş işten geçmiştir. bir süre sonra aşıklara mezar yapılır. arap köle de başuçlarına gömülür. oradan geçenler zühre'nin mezarında beyaz bir gül fidanı, tahir’in üzerinde ise kırmızı bir gül fidanı görürler. arab’ın mezarında da kara bir çalı bitmiştir. her sene aşıklar baltalarla o çalıyı keserler ancak çalının yine bittiğini görürler. ziyaretgah olan mezarı da aşıklar ve bağrı yanıklar sürekli ziyaret ederler. (alıntı)
Anormalbiri
Anormalbiri
4 gün
sonra sorarlar insanlara karşı neden soğuksun neden insanlardan uzaklaşıyorsun. insan mı kaldı azizim bizi anlayabilecek insanlar mı var ? herkes kendi kafasına göre hareket ediyor 😑
Mrs.nameless
Mrs.nameless
5 gün
ders kaydını yaptıktan sonra oluşan bence ben bu bölümü bırakmalıyım hissi.. 😞
chen
chen
5 gün
bir daha cips yemiycem diye karar aldıktan beş dakika sonra bir paket cips yedim. e o zaman irademe tüküreyim. çekinmeyin siz de tükürün, hep beraber tükürelim.
Mrs.nameless
Mrs.nameless
5 gün
böyle dolmuşta cam kenarında oturursunuz sonra yaşlı bi teyze gelip o kadar boş yer varken sizin yanınıza oturur ya (şişman olmasından bahsetmiyorum bile) sonrasında da nasıl incem la ben diye düşünüp durursunuz. işte benim hayattaki şansım da genel olarak öyle 😑
felagund
felagund
5 gün
öğrenci işleri asla ve kat'a eleştirilemeyecek derecede kutsal bir müessesedir. orada görevli kişiler kendini bu işe adamış birer fedaidir. mesela olayın ciddiyetini daha iyi anlamanız için örnek vereyim, başımdan geçen bir olay bu:

üniye yeni başladığım zamanlarda, 18'imi de doldurduğum dolayısıyla sigortam yoktu, okula başlayınca sigortam ne durumda acaba diye merak ettim. öğrenci işlerine gittim, orada görevli olan kadına okula başlayınca otomatik olarak sigortalı oldum mu ben şimdi diye sordum belki konu hakkında bir bilgisi vardır diye. kadın bana zorunlu alınması gereken dersleri anlatmaya başladı. edebiyat, İnkılap tarihi, İngilizce falan; uzem'den bahsetti. 5 dk boyunca bunları anlattı, ben de tabi ciddiyetle kendisini dinledim, sonra teşekkür edip çıktım. çünkü o an bir aydınlanma yaşamıştım, o kadın bedenen oradaydı evet ama ruhen başka alemlerde dolaşıyordu, daha yüce amaçları olduğu kesindi. yoksa sigorta sorusuna uzem anlatma imkanı yok yani hsjdkdk

şaka bir yana cidden bazen çok yoğun çalışmaları gerekiyor sanırım, böyle otomatiğe bağlayabiliyor bir insan gelen geçen aynı soruları sorup defalarca aynı şeyi anlatınca, bıkkınlık geliyordur insana. o yüzden biraz hoşgörülü ve sabırlı olmanızı tavsiye ediyorum.
ladylazarus
ladylazarus
5 gün
dergilerle uzlaşıyorum yavaş yavaş. edebiyat dergilerinden vazgeçtim, tarih ve bilim dergileriyle devam ediyorum yoluma. kediler buldum kediler kaybettim,radyo tiyatroları indiriyorum yollar için . enfes filmler izliyorum. daha evvel nerede kaybettim de kendimi tüm bu zevklerimden uzaklaştım bilmiyorum. sanırım yazar haklı..

'başkalarıyla olan münasebetimizce kendimize yabancılaşıyoruz' demişti yazar. tamamiyle bu kelimeleri mi kullanmış bilmiyorum ama güzel demiş. ben hep böyleyim işte.. ne şiirler, ne şarkılar, ne filmler, ne sözler,ne adamlar, ne kadınlar.. bilirim bilmesine de , kendi ruhumda erir hepsi. sonra bir güne açarım gözlerimi, neyi, kimi bildiysem o olmuşum.

iyi niyetli bir gregor samsa şakası.

işte böyle başlar bizim gibilerin kayboluş hikayesi. 'gölgesizler' demiş toptaş. bizler de o hikayedeki gibi -ki o hikayedeki bizlerizdir zaten- böyle yabancılaşıp kayboluyoruz birer birer.. ' kar,neden yağar kar ? ' neden doğru soruları hep deliler sorar ?

amak - ı hayal' de bir diyalogta şunlar geçiyor :

'mesela ben şimdi varım, yarın yok olacağım. bu iki hâl arasında fark yok mu? dedim.

deli başını çevirdi, kahkahayı bıraktı.

-vay sen varsın ha! dedi. acaba var misin?'

acaba var mısın ?




bu özel parçayı herkesle paylaşmaktan çekinsem de,hiç paylaşılamayanların bir özrü olsun diye buraya bırakıyorum.

w4silo
w4silo
5 gün
hayat ne kadar garip bir anda hiç beklemediğimiz şeyler oluveriyor,bugün size birinin hayatından ufak bir hikaye anlatma gereği duydum.azad tı ismi diyarbakırın küçük bir köyünde dünyaya gelmişti esmer güzel bir çocuktu güzel ümitleri tazecik bir kalbi vardı.pasta ustasıydı bu kişi çocuk yaşta o mesleğe atmıştı kendini başarılıydıda işini hakkını vererek yapıyordu bu işi,bir gün bir televizyon haberiyle hayatı mahvolmuştu o güzel annesini ve dört küçük kardeşini kaybettiğini bir televizyon kanalının haber bülteninden ögreniyordu ki ne gariptir böyle birşeyle yüzleşip zamanla kendine yeni ve güzel bir hayat kurmak için farklı şehirlere yelken açıyordu gezmediği görmediği yer yoktu okumayıda severdi aslında tanışmamızda bu şekilde olmuştu temmuz aylarının sonlarına doğru hayattan bunalıp ailemin yanına tatile gitmiştim aslında pekte kendi isteğimle olan bir tatil değildi sırf ailemi görmek için datçaya gelmiştim,sahilde gitar ve müzik pako,papaz,serap,serpil,halise,alican ve daha ismini saymadığım birçok kişi bir çember şeklinde hayatın bizi nasıl böyle güzel bir cennet olan datça attığını birbirimize anlatırken birden ince kırık sesiyle azad çıktı ortaya o ilginç ve trajedi dolu hikayesini anlatmaya başlamıştıki herkes o an en güzel kaçış olan sessizliği tercih ettik.evlenmek güzel bir yuva kurmak istiyordu azad nitekimde bunu başarmaya çok yakındı ne yazık ki evleneceği kişi nikahtan bir gün sonra başka birinden olma iki çocugunu azada bırakıp başka birine gideceğinden habersizdi azad birde not vardı 'bu çocuklara senden başka kimse bakmaz azad ! ' işte böyle bir hayattı diyarbakırlı azadın hikayesi dün evinde boynunda bir ip ile bulundu azad hayata gözlerini yumdu.bu onun için bir tercihti ama hepimiz için kötü bir haberden başka hiç birşey değil nurlar içinde uyu güzel dostum iyiki seni tanımışım benden büyük olmana rağmen abi dememi istemeyen senle ben kardeşiz baksana sen benden büyük duruyorsun diyen güzel kalpli arkadaşım oralarda kendine iyi bak...
snorlax
snorlax
6 gün
hissizleştim. bunu öyle her şey için söylemiyorum elbette sadece birkaç konuda oldu. açıkçası sulu göz denilen insanlardanım. çok kolay mutlu olabilirken çok kolay da olumsuz olaylardan etkileniyorum. sonradan yer etti bu olay iyiden iyiye. eskiden dışarı çıkıp oyun oynamama izin vermiyorlar diye mutsuz olurken şimdilerde bundan çok daha başka bu olay. daha derin, yıkıcı ve yakıcı. nasıl tarif etsem bu duyguyu? aslında tarif etmeye gerek yok diye düşünülebilir az çok tahmin ediliyordur zaten ama işte insan bunu yaparsa bir şeyleri kolaylaştıracakmış gibi hissediyor. belki de anlaşılmadığını düşünmekten geliyordur. anlaşılmayı istemek de garip karşılanabilir ne gerek var diye ama yer etmiş bir kere. bunu yapabilen biri de yok. anlatmadığım pek çok şey olduğundan o da biliyorum. çok daraldığım zamanlarda sonsuzluk görüntüsü oluşturan şeylere bakıyorum istemsizce. mesela uçsuz bucaksız denizle dertleşiyorum ya da geceleri gökyüzüne dalıyorum. hatta biliyor musunuz masanın üzerindeki kum saatimle bunu yapıyorum. sonu gelmeyecekmiş gibi oluyor ters çevirip kumların alttaki hazneye dökülmesini izlemek. sonra biraz iyi hissettiğimde ansızın durup gözlerimi kapatıp derin bir nefes alıyorum. 'yapman gereken çok şey var geçmişi sorgulamayı bırak artık.' diyorum. hala bana iyi gelen bir şeyler var demek ki deniz, gökyüzü, kum saatim, kitaplarım... bir de şarkılar. bazılarının söylenişi çok güzel oluyor özellikle. sesim kötü demeden canım sıkılana kadar söylemek geliyor içimden. tıpkı geçenlerde ikizlerin yaptığı gibi. şuraya bir şarkı iliştireyim. eda baba - dilek taşı bu da söylemesi güzel şarkılardan mesela. alttaki müziğe odaklanmaya başladım artık şarkılarda bu da iyi bir şey galiba. gününüzün kalan zamanı güzel geçsin dedikodu meclisi. esen kalın..
SEYTANClK
SEYTANClK
6 gün
kilometrelerce ötede dünyanın en saçma maceralarını atlatıp dönüyorum yine... ama bu sefer kazanmış olarak. evden çok uzaktayken tek istediğim sey yine tüm hayallerimi kaplamış durumda... annecik ve babacıkla çay içip pc de boş boş takılmak, aile ortamında keyif yapmak... bu kadarcıktı işte istediğim ama bu kadarcık seyin vereceği huzuru elde etmem yıllarımı aldı işte. neyse ki bitti artık evimde güvende olcm. saçma sapan doğaüstülükler olmayacak. ışıkçıların da koy götüne gitsin diyorum artık umurumda bile değiller. her sey normale döndü... ben değişemiyorum ama hayatım değişti artık. bunca savaştan mücadeleden sonra söyleyebileceğim tek sey eğer hayatınızda değişmesini istediğiniz ya da olmasını istediğiniz bi sey varsa sonuna kadar oldurana kadar mücadeleyi bırakmayın çünkü siz pes etmeyince hayat pes ediyor bi noktada ve siz kazanıyorsunuz. çok acı da çekmiş olsanız ruhunuz paramparça da olmuş olsa çok zaman geçmiş de olsa kazanıyorsunuz...
Mrs.nameless
Mrs.nameless
6 gün
ne kaa ekmek o kaa köfte 😏 bundan sonra böylee ✌
w4silo
w4silo
6 gün
evet yine ben,tam iki sene önce bu zamanlarda yazmaya başlamıştım kendi blogumda can parçamı kaybettikten sonra kendimi bi yerlere kusmam gerek içimde tuttukça baktım ki saçlarım dökülüyor ama artık toparladım kısa bi özetini geçeyim dedim son iki senemin size.kocaman bir ev ve iki aynı kanı taşıyan erkek düşünün abi kardeş ama bu iki kişi bu zamana kadar hiç anlaşamamış ve kavga gürültüden başka bir konuda bir araya gelemeyen iki erkek ama iki senede o kadar değişiklik olduki şimdi can ciğer birbirinden ayrılamayan iki birbirine bağlı can oldular sanırsam artık alıştık birbirimize 18 senede yapamadığımızı iki sene içerisinde yaptık keşke can parçamda görseydi diyorum bazen içimden ama zaten görüyor diyip amann beeee diyorum haa bu arada 35 kiloda verdim iki senede bunuda hatırlatayım size baya zayıfladım ama oda sıkıldım diye yoksa vücüdum ile bi alıp veremediğim yok.bu iki senede çok farklı şeyler ile karşılaştım hiç beklemediğim insanların yazılarımı okuduklarını öğrendim bu biraz beni şaşırtmış olsada çok mutlu etti bir gün sivas beşiktaş deplasmanına giderken mustafa abimin 'ahmeeett sen büyük adam olucaksın ' demesiyle bi şaşkınlık ile neden abi soruma ben senin yazılarını çok beğeniyorum demesi. mahalledeki süleyman abinin 'ulan geçen senin yüzünden içtim' demesi ile devam etti bunlar,ilk başlarda kendime yazıyorum dediğim bu yazılar meğerse nelere kadar ulaşmış bu beni çok mutlu etti ulaan dedim kendi kendime yazmalısın ahmet sonuna kadar yazmalısın ama gel gelelim ayda bir yazı ile kendimi tatmin ediyorum bazen üç ay yazmadığım oluyor nabayım ki bazen kelimeleri bak yine amann diyip yazının sonuna yaklaşıyorum ama bu sefer söz veriyorum sürekli yazıcam tatilde bitti okul açılıyor o yurt odasında elbet sıkılıp yazıcam yani merak etmeyin.kendinize iyi bakın ve barış ile kalın...
Eric Cartman
Eric Cartman
9 gün
başka dilde aşk filminden...

her insan kendi dilinde konuşur
ve hiç kimse anlamaz ne söylediğini
kafasındakı ışığın.
sonra iyi olarak da anlaşılmaz.
düşkırıklığı ve incinmedir
gerçek utanmazlıklar
deka
deka
9 gün
bir hafta sonra samsunnnn
mihrimah
mihrimah
9 gün
küçükken misafirliğe gitmiştik. orda bir kar küresi görmüştüm. hoşuma gitmiş aklımın bir köşesine koymuştum. o zamanlar beğendiğimiz hoşumuza giden oyuncakları kendimiz yapardık, tahtadan araba evler, bez bebekler, çamurdan pastalar.. vesare. birgün çamlıkta kozalak topluyordum. elimde şeffaf bir torba vardı. etrafımdada uçuşan bir sürü rengarenk kelebek. bir an kar küresi canlandı kafamda. kelebekleri o şeffat posette hayalledim . birde kelebekleri akşamın soğuğundan korumayı. önce gerçek yaprak toprak çicekten minyatür bir habitat oluşturdum. sonra 20, 25 tane kelebek yakalayıp oraya koydum. seffaf poşeti çam görevi yapması için minik yaşam alaninın etrafına kaplayıp sişirdim.
bi iki dakika sonra kelebekler öldü. nedenini niçinini akledcek yaşta değildim. sadece onları öldürdüğüm için cok ağlamıştım üzülmüştüm. onların sonradan oksijensiz kaldığı icin öldüğünü ögrendim. sonrada kelebeklerin ömürlerinin zaten çok kısa olduğunu. bunları öğrenip kavradıktan ve kelebekleri öldürmüş olmamdan duyduğum acıdan sonra ögrendim ki kendi doğasıyla beni cezbeden huzur veren sevindiren ne olursa olsun onu kendi yaşam ortamında olduğu gibi her açısıyla sevmeliyim, ben onların özgürlüğüne hayrandım uçuşlarına .
o yüzden kafeste kuş bakmaya, tasmayla ķopek dolaştırmaya , hayvanat bahçelerine, sirklere pek hoş bakamam. keza aynı şekilde insanları sevebilmek ve sempati ilgi alanlarımizda cazip kılmak namına yaptığimız, standartlaştırmalara. İnsanları olduğu gibi kabul etmeyi öğrendim.hepsinin ayrı bir dünya olduğunu, ve ne kadar seversem seveyim hiç bi zaman kendi kar küremde o kadar hoş kalamayacaklarını.
murekkep
murekkep
9 gün
yaa şimdi saçma bişiiler yazıcam buraya ama yoruma düşüncelerinizi yazmayı ihmal etmeyin olur mu ? bu bayram bize İstanbul'da abimin üniversite arkadaşı geldi. biz bayramlaşmak için geldi sanıyorduk meğerse abimi kırmış özür dilemek için gelmiş. 🙄 İki sene önce karadeniz turu amaçlı tekrar gelmişti, tanışıyoruz yani. şimdi saçma olan yere geldim ama cümleyi nasıl toparlayacağım bilmiyorum. bizdeyken hep bakışları üstümde gibi hissettim. bu bakışlar kötü bakış değil yanlış anlamayın sadece sanki beni hal ve hareketlerimden çözümlemeye çalışıyormuş gibi geldi. yanında çok durmadım, bu gelişinde muhabbetimiz de çok olmadı sessizdi. geçen gelmesine karşın... bu sefer hiç kardeşim demedi bir de.. velhasılı otogara götürürken slow bir şey çalıyordu ama o şarkıyı değiştirdi. -bizim arabanın müzik listesini o düzenlemişti geldiğinde.- sezen aksu/canımsın sen'i açtı. "adın başka, tadın başka.....ayağı eşikten dışarıda
git gidersen
bu gönül senden çoktan razı
nasıl istersen

delip geçen gözlerinle
söylenmemiş sözlerinle
sırsın sen" ... bu şarkı işte eve geldim tekrar dinledim. acaba mesaj mı var diye. ya da benim hüsn-ü kuruntum. otobüse bindikten sonra mesaj attı işte adımın sonuna ..ciğim eki katarak fotoğrafları istedi. mesaj geç geldiğini telefonunun çekmediğini de. bu saçma şeyleri yorumlar mısınız karındaşlarım.

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)