yonderly.
yonderly.
2 yıl
bu sabah bir şeylerle uğraşmak istiyordu, belliydi. bunu kafasının üzerinde çıkan o baloncuğun içerisinden okuyabiliyordum. beni rahat görebileceği bir yere geçti. yavaşça eğildi, gözlerimin içindeki kırmızı lekeleri görünce başladı "senden bir halt olmaz, o gözler ne öyle! yine geç saatlere kadar sana faydası olmayan bir sürü ıvır zıvır okuyup, kafanı doldurdun değil mi!" o herkesin yakındığı, her şeyi bildiğini sanan 'babacılık' rolüne bürünmüştü. bir yandan haklıydı. bana faydası olmayan, sadece duygularımda iniş çıkışlara sebep olan bir sürü şey okuyordum her gün. ama insanları tanımaya çalışma girişimim yüzündendi bu. bana benzer birilerini bulma ve içimi rahatlatma telaşı. saygısızca devam etmek geldi içinden: "şu koca şehirde seni bir ailen seviyordur bir de belki fırıncı çocuk. seninle konuşurken sesinin çatallaşmasından, sen içeri girince ayağa fırlamasından belli bu. o çocuk kadar olamadın, kimseyi sevemedin. o kadar narsistsin ki, yalnızlığın olmuş tek sevgilin. hadi sevgiliyi geç kaç tane arkadaşın var, say bakalım. eminim 1'den sonra 2'i gelmeyecektir. hayatın güzelliğini bilmiyorsun, sıkılıyor insanlar senin yanında olmaktan. gelecek kaygın diz boyu. yiyor olduğun yemeğin tadına varamadan yarın ne yiyeceğini düşünüyorsun. neye inandığın da belli değil, bir arayış içine hiç girmiyorsun! yolunu kaybetmişsin ve sokak serserileri gibi oradan oraya dönüp duruyorsun ve sonunda hep aynı noktaya varıyorsun. hiçliğin. bu hiçliğin kıyısında o kadar gezme dedim sana! dalgalar sana fena çarpmış anlaşılan. geçici olarak sahip olduğun tek şeye -vücuduna- bile nankörlük ediyorsun. şimdi söyle nesin sen?!" diyerek nefret saçan gözlerini bana dikti. benim ise ne yaptığım belli değil, bir gülüyor bir ağlamanın üzerine geliyordum. bir an için kendimi inandırdım söylediklerine. evet, çoğu insan sıkılırdı benim muhabbetimden ama bu ortak şeyleri sevmediğimizden, onların sıradanlığından kaynaklanıyordu. çok insanın beni sevmesine de ihtiyacım yoktu. bir arkadaşım vardı ve yeterliydi. bir hiç değildim, yapmak istediklerim, bir amacım vardı. hiçliğin dalgaları bana vurmuştu, haklıydı ama sonuçta suydu bu, güneşe çıkınca kuruyup gitmişti. vücuduma yaptığımı düşündüğü nankörlük ise iştahsızlıktan başka bir şey değildi. alt tarafı 3 kilo vermiştim, şurup içince geçerdi bu da. daha fazla onu dinlemeyecektim. gözlerinin içine baktım ve fütursuzca sırıttım. bir yansımaydı sadece. artık ona sadece dişimde maydanoz kalmış mı diye bakacaktım ve bunu küçük bir parça ile de yapabilirdim. kendim kendimi hiç sevmiyordu ve buna bir son vermek gerekirdi. elime geçen şampuan şişesiyle onu parçalara ayırdım. gözlerimdeki kırmızı lekelerden alevler fışkırıyordu şimdi. bir daha görüşmemek üzere hoşçakal-dı.

Yorumlar

yonderly.
yonderly.
2 yıl
anlıyorum, latife onlar. :d