onumarkamsobee
evet hanımlar beyler merdivenden kayanlar. bildiğiniz, dün gece bile isteye uykumun düzenini bozdum. erken yatmayı becerebiliyordum fakat yine de uyuyordum gündüz. bu nasıl bir uyku severliktir? hayır bir de ölü gibi uymak tabirini gerçekleştiriyorum. ayrıca dün biraz sinir stres olmuştum. aslında sinir olmuştum. İnsanların içlerine konuşmalarını sevmiyorum. her konuda değil tabi ki. arkadaşlarının planlarını da ilgilendiren bir konuda. veya birinin bir gün "tamam." deyip ertesi günü başka bir şey söylemesini sevmiyorum. karar verip de konuşsanız nasıl olur? bir de bunu deneyin derim ben. etraflıca düşünüp karar vermelidir bir insan. eğer sonunda başka bir karar verip de karşısındakilerin de planlarını alt üst etmek istemiyorsa tabi. neyse gençlik gecenin hüznü çökmüş yine üstümüze. çökmese şaşardık.. her şey bir bir zihinlere akın ediyor şimdi. sabah dersi olmasına rağmen uyuyamayacak belki bazılarımız. neden mi? düşünmekten. düşünmediğini söyleyen bile düşünecek. şansı olanlar kendini sokaklara atacak. belki gidip sahile, oturacaklar ve denizle dertleşecekler. kendilerini denize anlatacaklar. belki de sadece gidip bir banka veya bir kaldırım taşına oturup, kulaklarında kulaklık, müzik dinleyecekler. şansı olmayanlar ise yataklarında oturup tavanı izleyecekler. karanlıkta belki de çeşitli şekiller görecekler. tabi ki müzikleri de olacak. bu müzik severler için geçerli. İstemeyenler sessizlik ortamında da izleyebilirler tavanı. yoldan geçen taşıtların sesi eşliğinde. penceresini/kapısını açacaklar belki biraz. sırf soğuk havayı hissedebilmek için. soğuk hava iyi gelir hüzünlenen insanlara. böyle tir tir titretir insanı. ama kişi farkına bile varmaz. daha iyi düşünür. kollarını kendisine sarar. ve biraz daha iyi hissedebilir. belki kendisine sarıldığında ağlama isteği doğar içinde. yalnızlığı yüzünden değil, içinde tuttukları yüzünden. İçinde oluşan korkular yüzünden. çoğu insanın korkusu berrak bir kafayla düşünmektir. İşin içinden çıkamayacağı konular gün yüzüne çıkıyor çünkü. bundan kaçınıyorlar. kaçınma yolları ise pek hayra alamet olmuyor. neyse diyoruz onlara. herkesin hayatına kimse karışamazmış sonuçta.. gecenin hüznü dedik ya hani. bu geceki kişilerin ortak noktaları hepsinin düşünüyor olacağı. şarkı dinleyenler genelde dayanamaz ve şarkılara eşlik ederler. bunu neden yaparlar bilmiyorum. ben kendimi rahatlatmak için yapıyorum. "susuyorsun oas, bari şarkı söylerken sesin çıksın. bağır hadi!" diyorum kendime. bir rahatlatıyor ki sormayın gitsin.. öyle böyle değil. mesela şimdi de balkon kapısı açık, loknes ders çalışıyor, benim de önümde kitap açık fakat ben kulaklıktan gelen şarkıya eşlik ediyorum. sesim çıkmıyor ama. kız ders çalışıyor işte. ama evdeyken kimseyi umursamazdım. annem diğer odadan beni arardı :d konu dağılmasın çok fazla, konuşmaktan çekinmeyin. susmak çözüm olmuyor. İçimizde tutmanın ne bize faydası oluyor ne de başka bir varlığa. gerçi diyebilirsiniz her birimizin bu dünyada küçücük bir nokta olduğunu.doğru. büyük resimde bize bir şey olmasının hiçbir etkisi yok. fakat küçük resme bakarsanız, ki bizi asıl ilgilendiren de bu küçük resim, çok etkisi olacağını anlarsınız. bizim kendimize verdiğimiz zarar sadece bize değil, bizi sevenlere de verilen bir zarar. bazen "aman ne olacak sanki kendime zarar versem?" diyorum. sonra aklıma bir iki kişi geliyor ve kendimi tutuyorum. İçime atmayı bu yüzden bırakacağım sanırım. bazı şeyleri atmayacağım en azından. siz de atmayın. üç günlük dünya. kendinizi şişirmenizin ne anlamı var ki? gecenin hüznünün yanında bir de hüzünlü şarkılar dinleyip combo yapmayın, aman diyeyim.. ben şimdi derse geçiyorum. kulağımda aydilge - aşka gel çalıyor. ritmi iyi. tam eşlik etmelik. ki ben de ediyorum :d kendinize cici bakın gençlik. dökün eteğinizdeki taşları gitsin :)

Yorumlar