poseydon
poseydon
1 yıl
geceleri yastığa koyduğunda başını insan daha bir sakin belki daha huzurlu, biraz da düşünceli ve her zaman ki gibi yalnız. bazen şarkılarla daha iyi ama çoğu zaman daha kötü. kötü hissiyatını şarkıların suçu olmadığını anlıyor n bir anda. kötü hissiyat hep var. geceleri daha fazla, şarkı dinlerken daha elinin, daha baskın. İçindeki boşluğu ele alıp senin gözüne sokarcasına önüne koyuyor. bu arada herkesin içinde bir boşluk yok mudur. bence vardır. kiminin yaşadıklarında ama çoğunun yaşayamadıklarında. kimisi konuşmanın eksikliğini, kimisi susmanın, kimisi dinlemenin, kimisi düşünmenin, kimisi sevmenin, kimisi sevilmenin, kimisi çalışmanın… bu boşluğun türevleri çoğaltılabilir. alır gider böyle başını yakalayamazsın, tutamazsın. buna bike mani olamazken. nasıl olur da insanlar kendilerini dünyanın evrenin en büyüğü evrenin en akıllısı ya da evrendeki bulunuşluluğunun yalnızlığından bahsetme cesaretini ya da cahilliğini gösterebiliyor. sadece şüpheye düşmekten ileri gidemeyen ve her daim korkusunu gizleme çabası içinde bulunan. zaaflarını ya saklayan ya da göz önünde daha güvenli olduğuna karar veren bir organizma. bazen merak ediyorum. acaba uzaylı adını verdiğimiz başka gezegendeki insanımsılar bizimle yani dünya ile iletişim kursalar gerçekten insanlık olarak tepkimiz ne olurdu. biraz bilim-kurgu kitaplarına ara vermem gerekiyor sanırım. ama zaten bu tarz bir düşüncem vardı. okuduğum bir kitapta insanlıkla iletişime geçip iki gezegen arasındaki ortak bir nokta da bir üs kurup burada görüşmeler yapmayı ve birbirlerine gelişmekte yardım etmek için teklifte bulunan uzaylı ırkına dünya insanlığının korkarak hayır demesi ve tüm iletişim ağını değiştirmesi insanı bazı düşüncelere sevk ediyor. şu konuyu düşündüğüm kadar hiçbir sınavı düşünmediğim doğrudur. herkese iyi geceler. düşünmek iyidir. yazmak güzeldir.

Yorumlar