poseydon
poseydon
bir gün. koskoca bir gün. 24 saat, 1440 dakika, 86400 saniye. peki biz ne kadar yaşıyoruz bir günde. gerçekten ne kadarını yaşıyoruz saatlerin,dakikaların, saniyelerin ne kadarını yaşıyoruz. tamamını yaşadığını düşünen ,iddia eden var mı gerçekten. ben mesela her gün birkaç dakika bazen birkaç saniye yaşıyorum. öyle fazla yaşamıyorum her gün. her yaşadığım gün biraz yaşıyorum. saatlerce yaşadığım günler oldu mu hiç. onu da hatırlamıyorum. hem hatırlasam ne olacak ki. sahiden hatırlasam ne olacak. düşündüm biraz insan bir gün saatlerce yaşayacak ve bunu unutma lüksüne girebilecek . mümkün müydü gerçekten o saatleri unutmak. yaşadığım dakikalar ve saniyelerden bahis ediyordum. evet az gelebilir belki ama hepsi bu kadar. gerçi neydi yaşamak, sahiden yaşamak neydi. herkes bir günü daha geçirdiğini söyler. bir günün daha azaldığını ömründen. ama kimse , hiç kimse söylemez, dile getirmez ne kadar yaşadığını. tıpkı neler yaşadığını söylemediği,söyleyemediği gibi. peki neden söylemiyoruz neden dile getiremiyoruz yaşadıklarımızı. bu kadar mi zor. zor değil belki ama kimse anlatmıyor ben de anlatmıyorum. bazen anlatmak istemiyorum bazen anlatamıyorum. bazen , bazen sadece susuyorum. bize böyle söylediler çünkü böyle anlattılar bize. en büyük erdem en büyük özellik olduğunu söylediler,tembihlediler bize. belirli bir zaman sonra biz alıştıktan sonra susmaya bir anda evet evet bir anda anlat dediler. sanki şaşkınlığımızı görmek istercesine anlat dediler. gerçekten anlatacağımızı düşünerek dedikleri de oluyordu da. alışmıştık biz bir kere susmaya. hep sadece kendimize anlatmaya. hatta o kadar alışanlarımız oldu ki susmaya kendisine bile anlatmamış hiçbir şeyi. kendisine bile susuyorlardı artık. ee ne oldu şimdi herkes bir köşede , köşesinde susuyor. kimisi ayakta ,kimisi oturarak,kimisi yatarak susuyor. ama hepsinin ortak özelliği susmaları. sahi neden susuyoruz hala. cevap yok. bak gördün mü cevap yok. sadece sessizlik. sadece sessizliği duymak için susturdular bizi. sonra sıkılınca da konuş,anlat,söyle dediler. hangimiz konuştu,anlattı,söyledi. ses yok. hiçbirimiz. en son ne zaman anlattın kendine bir şeyler. hadi kendine bir şekilde anlattın da peki bir başkasına. sana anlat diyen kaç kişiye anlattın. artık sadece yazıyorum,yazıyoruz. peki biz kimiz. biz konuşmak yerine yazmayı tercih etmek zorunda kalmışlarız. zorunlu seçmeli ders gibiyiz. seçmek istedik ama seçeneğimiz yoktu. biz de sadece yazdık. bazılarını paylaştık bizim gibi yazanlarla. bazılarını kendimizden bile sakladık.

Cevaplar

poseydon
poseydon
@bayx hangimzin derdi yok ki . ve gercekten hüznünün sebebi bu yazdiklarim mi yoksa sadece var olan hüznünü ortaya mi cikardi.