kayipgalaksi
kayipgalaksi
2 yıl
bu güzel havada dışarıya çıkmayıp kendimi eve kapattım. perdeleri çektim ve kendime güzel bir sinema ortamı oluşturdum. birbirinden muhteşem 3 tane film izledim. la vita e bella, persona ve psycho. la vita e bella filmiyle güne güzel başlamıştım. tabi bu filmin ilk yarısı için geçerli. çünkü filmin ilk yarısı gayet eğlenceli iken ikincisi yarısı bolca hüzünlüydü. bir babanın çocuğu üzülmesin, korkmasın diye yaptığı onca şey, karısının yahudi olmamasına rağmen o trene binip kampa gitmesi, adamın sislerin arasında kaybolup yüzlerce insan cesediyle karşılaşması ve babanın oğluna son bakışı. kesinlikle izlenilmesi gereken bir film. unutulmayacak filmlerden biri. 3 tane oscarı boşuna almamış yani. gerçi oscar almasına pek şaşırmadım ama neyse o konuya girmeye gerek yok. biz persona filmiyle devam edelim. ben hayatımda bu kadar etkileyici, ağzımı açık bırakın bir film izlemedim. ve bu film 66 yapımı bir film. ne varsa eskilerde var yani. film çok garip bir şekilde başlıyor ve türlü garipliklerle devam ediyor. müziği zaten ayrı bir olay. İnsanı alıp götürüyor bilinmezliğe. ve siz bu bilinmezlikte kaybolurken filmin siyah beyaz olması da kasveti daha da çok artırıyor ve hep kayboluyorsunuz. anlaşılması zor bir film. herkesin maskesi (persona maske demek) olduğu ve bunu benimsediğimiz, özümsediğimiz zaman kendimize yabancılaşmamız ve benliğimizle olan çatışmamız anlatılıyor(benim anladığım kadarıyla). çokta güzel anlatmış yönetmen. "sinemanın ne kadar büyüleyici bir şey olduğunu bu filmi izleyince anlarsınız." film bitti, ekran karardı, ben de bilgisayarın karşısında kalakaldım. beynim buharlaşmıştı resmen. zaten 3 saatlik uykuyla ayaktaydım bu film hep mahvetti beni. biraz beynimi dinlendirip, kafamı toparlamam gerekirken ben gittim psycho filmini açtım izlemeye başladım. beynime eziyet etmeye bayılıyorum galiba. şimdi psycho filmine söylenecek bir şey yok. hitchcock'un efsane filmi. o meşhur duş sahnesini filmi izlemeyenler bile bilir. arkadan gelen o müzik bile insanda istemsiz bir korku yaşatır, gerilimi artırır. cinayeti kimin işlediği ise film boyunca izleyicinin kafasında bir soru işareti bırakıyor. tabi en sonunda her şey ortaya çıkıyor. dedektif olduğunu düşündüğüm adam cinayeti psikolojik olarak ele alıyor ve çok güzel bir şekilde açıklıyor. son sahnedeki norman bates'in gülüşü ise son noktayı koyuyor. ne diyeyim daha helal olsun hitchcock sana. sağlam yönetmensin valla. kafam şuan pek iyi değil ama olsun. sanat dolu bir gün geçirdim. gerçi gün daha bitmedi. ben en iyisi kitap okuyup biraz daha beynime eziyet edeyim.

Yorumlar

Police in Wonderland
acil doldurman lazım. duyurular kısmında var.