poseydon
poseydon
1 yıl
biraz içimizdeki karanlıktan bahsedeceğim. çoğu zaman zifiri karanlık, koyu bir siyahlık hakim bana. bazen iki sokak lambası arasındaki o hafif karanlık gibi önüne baksan aydınlık arakana baksan aydınlık. ben tam ortada durmuş, merkezi ben olacak şekilde dört bir yanımıza yayılmış gölgelerimizin birleşme noktası ve ayni zamanda aydınlığa, ışığa ulaşmak için göstermediğimiz her çaba. hem nereden çıkardınız ki bu iç karanlığımızdan şikayetçi olduğumuzu, nereden çıkardınız ışığı sevdiğimizi, özlem duyduğumuzu ışığa. biz kendi karanlığımızda kendi isteğimizle hapsolmuşuz. peki siz, siz çok mu aydınlıktasınız da bizim karanlığımızı beğenmezsiniz. siz bizim karanlığımızı gördükçe kendinizin sadece bir karartı olduğu endişesi içine düştünüz ve bunu kendinizi aydınlıktaymış gibi göstererek bize üstünlük sağlamaya bizim karanlığımızı küçümsemeye, yadırgamaya çalıştınız. ama bakışlarınız ele verdi sizi. bize imrenerek bakıyordunuz. bakışlarınızda bunu yakaladık. merak içindeydiniz; nasıl bu kadar karanlığız ve bu karanlığı nasıl taşıdığımız, içinde nasıl bu kadar güçlü durduğumuz için bize imrenerek bakıyordunuz. sonra fark ettiniz ki sözlerinizin ve davranışlarınızın bizim üzerimizde hiçbir etkisi olmuyordu. hem zaten siz kimsiniz ki biz sizi umursayıp, sözlerinizde ve davranışlarınızda bir anlamlar arayıp ya da doğrudan anlattığınız, dile getirdiğiniz şeyleri dikkate alalım. sizin kim olduğunuzu bilmiyorum. sadece bizim gibi olmadığınızı biliyorum zaten o da apaçık ortada ve bu da yetiyor bize. biz kim miyiz. bizim sizin içinde boğulduğunuz griliği siyaha çevirip, o zifiri karanlık içinde hayatta kalanlar ve hala içimizde güzellik ve insanlık duygusu kalmış ve bu insanlık duygusunu korumayı başaran kişileriz. insanlığa yaraşır bir şekilde yaşamamız dileğiyle.

Yorumlar