poseydon
poseydon
bazı cümleleri duyduğumuzda hatta bazı kelimeleri duyduğumuzda nasıl çıkıyorsak o karanlıktaki mezarımızdan kaybettiklerimiz de acaba çıkar mı mezarlardan diye düşünmeden edemiyorum bu beni farklı düşüncelere farklı hislere sürüklüyor hüzün gelip oturuyor hemen yanıma sonra bir bardak çay ve biraz da karanlık eşlik ediyor bize birden bunun olamayacağını farkına varıyorum sonra büyük bir hayal kırıklığı ama böyle olmamalıydı bu kadar kolay hayal kırıklığına düşmemeliydim. İhanet olurdu hayallerime bu. zaten kim demiş ki hayallerime ihanet ettiğimi kim demiş bunları. ben zaten her akşam konuşurken kaybettiklerimizle toprağın altına yavaşça bıraktığımız sevdiklerimizle. ve bir de kendi iç dünyamızda gömdüklerimiz geliyor aklıma bir türlü işin içinden çıkamıyorum. daha fazla üzülmeme daha fazla hüzünlenmeme sebep oluyor. sahi neden düş kırıklığına düşeriz hemen ve neden bu kadar kolay ihanet edilebilir miydi düşüncelere. ben nasıl oluyordu da bu kadar çabuk bir hayale kaptırdım kendimi. nasıl birden sustum. işte iç sesim tam olarak bu anda geldi. dedi ki ya da demedi söylemek istediklerini sadece sustu ve sadece geldiğini belli etti o kadar. o bile konuşmadı , bu duruma yorum dahi yapmadı hem neden konuşsundu ki bu konu hakkında neden o kadar alçak olsundu. ben bile o kadar alçalamaz iken o neden yapsındı böyle bir şeyi. sadece bana eşlik etmeye gelmiş anlaşılan ben nasıl hayallerime eşlik ediyorsam o da bana eşlik etmeye gelmişti. sadece sustuk. ben hayallerime daldım o da bana. beraber daldık uzaklara, zifiri karanlığın içinde ne kadar uzaklara dalınabiliyorsa o kadar uzaklara. sadece baktık. bakabildiğimiz kadar derine, hissedebildiğimiz kadar derine. sadece sustuk oturduk yan yana. belki de yan yana değil iç içe oturduk. hem neden yan yana oturacaktık, yan yana oturacak neyimiz vardı. kimdik ki biz yan yana oturalım. sahi kimiz biz ya da neyiz. kendi içimizde bile bu kadar boğulmuş iken nasıl bu kadar yüzeyde kalabildik hayatta. ya da dünyada, yeryüzünde artık her neyse. ne diye adlandırıyor iseniz siz onu. sahi neydi onun adı.. bizim yüzeyde kaldığımız yerin bu kadar yüzeysel kalıp nasıl olurdu da bu kadar derinlerde kala biliyorduk içimizde nasıl oluyordu. birden aklıma okumuş olduğum şiirler ve kitaplardan bölümler geldi ve asla söyleyemediğim ama hep söylemek istediğim o cümleler.neden söylememiştim. hem ben onlara neden yapmıştım böyle bir alçaklığı. yapmış olduğum tek alçaklık bu muydu ya da böyle bir şey miydi alçaklık. hem ne kadar alçalabilirdim ki ben, biz ne kadar alacaktık. ya da biz gerçekten alçak mıydık. bir insan ne kadar alçalabilir ne kadar aşağılık olabilirdi. galiba ben oldum olabilecek en kötü yere kadar alçak oldum. hem alçak olmadığımı da nereden çıkardınız. hangimiz alçak değildik ki. hem bu kadar kolay mıydı yükseklerde durmak veya yüzeyde durmak bu kadar kolay mıydı. ama alçak olmak aşağılarda durmak gerçekten zor. oralarda barınmaktan mı söz ediyorsunuz. oralarda barınmak diye bir şey yok. sadece boğulabildiğin kadar boğuluyorsun ve sadece daha da derine iniyorsun. hayret ediyorsun ve merak. bu derinliğin bir sonu var mı diye. ne oldu şimdi bulduk mahvolduk. baktığın zaman hala yaşıyor gibiyiz. ama gerçekten yaşıyor muyuz veya yaşıyorsak ne kadar yaşıyoruz. yaşamak bu kadar kolay mıydı. veya insan olmak o kadar kolay mıydı ya da biz insan mıydık insansak ne kadar iyi sandık. sahi insanlık ölçülebiliyor muydu. İç sesim de pek suskun bugün. hiç konuşmuyor, ağzını dahi açmıyor. sadece varlığını belli ediyor ama o kadar. nasıl oluyor da varlığını orada olduğunu bildiğimiz halde hiç konuşmadan durabiliyordu öylece orada. belki de konuşmak istemiyor. benim gibi. bizim çoğu zaman istemediğimiz gibi. İstediklerimizden çok istemediklerimizinde değeri var. bu aralar o kadar çok şey istemiyorum ki. sahi neler istediğimi unutacak kadar çok şey istemiyorum. hem istediğimi nereden çıkardınız veya bir şeyler istediğimi. nasıl oluyor da bu kadar bir istemsizlik çöküyor üstüme. gerçekten bu kadar önemli miydi istediğim şeyler ya da istediğimiz şeyler biz ne istediğimizi biliyor muyuz ki. siz ne istediğinizi biliyor musunuz. konu elbette ki farklı yerlere gider. ama herkes ne istemediğini o kadar iyi bilir ki bazen istediklerini unutur. tıpkı benim gibi. İstemediklerimizin olmaması dileğiyle istediklerimiz belki olmasa da olur ama istemediklerimiz olursa ne olacak bizim halimiz ya da ne olacak sizin haliniz veya hep birlikte hepimizin hali ne olacak...

Cevaplar