poseydon
poseydon
şimdi dedim şimdi ölsem böyle soğuk ve karlı ve karın yer yer buz tuttuğu bir günde. herkes ben hariç herkes ne yapar, ben ölüyüm ya hani ondan bir şey yapamıyorum. hepsi cenaze namazını kılan cenazeme gelen herkes hatırlar öldüğüm günü. böyle günde de ölünür mü derler, desinler zaten, haklarıdır. yaşadığım zamanı kendilerince anarlar hatta belki bunu bile yapmazlar. ne kadar yer kaplar ki benim yokluğum, benim boşluğun bu dünyada. bana kalsa benim boşluğum dünyayı boşluğa düşürecek kadar büyük de dünya öyle düşünmüyor işte. hatta dünya hiç düşünmüyor. her zaman yaptığını yapıyor. kim bilir benim gibi kimleri gömmüştür ve benim gibi nicelerini hiç umursamadan hatta belki hatırlamadan öylece bırakmıştır geçmişinde ve yeterince derinlerde. her zaman merak etmişimdir acaba benim ölümüm insanların üzerinde nasıl bir etki bırakacak diye ve hala daha ederim. katıldığım her cenazede bakarım etrafıma, gözlemlerim iyice, musalla taşında duran tabutun içindeki rahmetlinin yokluğu acaba nasıl karşılanacak diye. İnsanların çoğu bu olağan duruma alışmışlar. ancak bir söz vardır ve bu söz herkes için geçerli olup bazılarının içinde hayat bulur ve hareketlerinde ve anmalarında. her ölüm, erken ölümdür. benim ölümüm dışındaki tüm ölümler. ben zaten öleli bayağı oldu sizlerle, onlarla ve diğerleriyle birlikte o kadar çok öldüm ki artık yeter dedim ve bu ölümlere ölerek son verdim hepimiz gibi. İç sesim tam şuanda ne diyor biliyor musunuz. ancak yaşayanlar ölür, sen yaşamadın ki. haklısın dedim. öyleyse ben neyim bu hayat denen tabutun içinde. yine sustu. o da sustu ben de. büyük bir sessizlik.

Cevaplar

kayipgalaksi
kayipgalaksi
az önce kafka okur dergisini okuyordum. cemil meriç'in kitaplarından alıntılar vardı. "biterek ölmek güzel şey. başlamadan ölmek korkunç." "bana hakikati değil kendini ver. kendini, yani rüyanı. olmak istediğin gibi görün, olduğun gibi değil. zaten nasıl olduğunu ne olduğunu biliyor musun? her yalan bir yaratış." okurken senin yazın aklıma geldi de yazmak istedim :)