poseydon
poseydon
1 yıl
denize baktım, otobüste giderken evlerin arasından uzun uzun baktım o mavi ve yeşilin eşsiz timsaline. sinirle dalgalarını savuruyor önündeki kumsala doğru. sanki geçebilse o kumsalı hiçbir şey durduramayacak onu. bir sanki daha geldi şimdi aklıma, sanki dedim son hayat mücadelesini veriyor deniz, önce kendisiyle sonra kumsal ile. ama sanki yavaş yavaş ölüyordu deniz son nefesini de aldıktan sonra biraz daha yaşadı ama çok değil az biraz. ve sonunda öldü deniz. ardındanda daimi takipçisi balıklar öldü. bu duruma en çok martılar, ördekler ve balıkçıl kuşlar sevindi. sonra onlar da sevinçten öldü. sonra ölmüş denize yüzmeye giren bir insan öldü. bu kadar ölümün içinde herkes o insana üzüldü, ben hariç. ben denize üzülmüştüm. şimdi dedim şimdi her yer çöl mü olacak, mavi veya yeşil tonlarında olacaksa o da olsun. ama çöl tam bir diktatördü. asla taviz vermiyordu kavrulmuş ve hafif kahve rengine dönmüş o parlak sarısından. sonra mecnun geldi aklıma, o büyük aşık, efsane olmuşta nasıl katlanmış o çöle o kadar. sonra dedim kendi kendime hepimiz ıssız değilmiyiz çöl gibi. en ıssız da benim galiba diye düşündüm diğer herkes gibi, ölmüş olan denizde boğularak ölen o kişi hariç o artık düşünmüyordu böyle şeyleri. sonra denizden geriye kalan onca kum, onca taş ne olacak. elbet bir şeyler olacaklar ama ne olacaklar. ne kadar da çok şey kaldı denizden geriye ve kalan her şey o kadar çok ki. birde denizin aramızdan ayrılışının ve altındaki taşların ve kumun ortaya çıkışının ardından deniz gidişiyle beraber yüzümüze vurdu, insanlar olarak, insanlık olarak en büyük ayıplarımızdan olan ve bu ayıbı denize yapmış olduğumuz için vurdu yüzümüze atmış olduğumuz bütün çöpleri ve atıkları. hem de okkalı bir tokat gibi vurdu. öyle işte. hepinize başarılı bir final haftası ve güzel geceler diliyorum.

Yorumlar