poseydon
poseydon
1 yıl
saat 21.00 bu saate kadar geldim bir şekilde. yine çıktım çatı katına, başta ışığı da açmıştım,şimdi kapalı. rüzgarın sesini duyuyorum, hem rüzgarı hem de mücadele ettiği şeylere çarpışının sesini. o kadar karanlık ki burası, telefonun ekranının ılığı bile büyük bir coşku ile karşılandı. tabi fazla uzun sürmedi bu durum, her zaman ki gibi anlık yaşadık bu durumu. biraz kitap okudum ışığı kapatmadan evvel. onun öncesinde biraz okuduğum ve yine biraz dinlediğim şiirler. bir kaç şarkı dinledim elbet. ne de çok şey yapmışım, ben de diyorum üstümde bir yorgunluk var. önünde perde olan pencereden hafif bir ışık geliyor içeri, ama perde hafifletiyor bu ışığı yoksa bir vursa ışık karanlık çatıya devirir kısa bir süreliğine de olsa. şimdi ışık da kayboldu, besbelli bir arabanın ışığı idi bu. biraz da soğuk burası ama iyi, iyi. soğuğu hissedeceği kadar ama üşümeyeceğim kadar soğuk, öyle işte. ben burayı pek bir sevdim, hem karanlık, hem çoğunlukta olan gereksiz sesler yok hem de burada ben tekim bir kaç ben ile birlikte. teklik bir midir yoksa daha fazla mı. karanlık olan odada etrafıma baktım, masa belli etti önce kendini ve ardından çevresini kuşatmış bir kaç ben. o kadar fazla değil, sohbet edecek kadar az, bu durumdan sıkılmayacak kadar çok ben var burada. yalnızlık mı dediniz, kendisi pek bir kıskanç bu gece. nereye baksa beni görüyor o da şaşırdı ve sindi bir köşeye usulca kalkmamı bekliyor. beklesin, beklesin. bugün yaptığım en gerçekçi şeyi yazayım buraya; uykum varmış gibi yaptım. elbet diğer yaptığım şeyler de gerçek idi ama lise yıllığın da yazan sınıfın en’ leri gibi benim bugünkü en’ im de buydu. ara ara daldım gözümün ulaştığı en uzak yerlere. elbet bunu fark edip engel çabasına girenler oldu ama bilmiyorlar ki pencerenin önüne perdeyi koymaları engel değildir bana. sana da engel olmasın izin verme buna. zaten bunu onlara da söyledim biraz düşündüler önce sonra biraz baktılar birbirlerine oturdukları önlü arkalı sıralardan. onlar cam kenarında oturuyordu, ben duvar kenarında, seslenmişler bana bir iki defa duymamışım. oysa her şeyi duyduğunu sanıyordum o sırada, sınıfta ki bütün sesleri. sonra bana baktılar biraz ve kaldırdılar perdeyi tekrardan ama ben çoktan başka bir pencereden bakmaya başlamıştım uzaklara. nedense pencerenin hemen önünden değil de biraz uzağından bakmak daha bir güzel geliyor bana. çünkü kendi bulunduğum yeri de görüyorum bu durumda, pencerenin nasıl birleştiğini duvar ile ve pencerenin hemen dış tarafında ki kalabalığı görmüyorum. zaten bende pek fazla pencerenin dibinden dışarı bakma isteği olmadı bunun yerine balkona veya dışarı çıkmayı tercih ederim genelde. perdeyi kapatan iki kız onlarla ilgilenmediğim için rahat bıraktılar beni sonunda. ben de daldım gittim bir süre, önce bir kaç araba saydım sonra ağaç saydım bir kaç, en son öyle bir dalmışım ki görünen bir iki buluta doğru sanki o an sınıfta değildim. bunları böyle yazınca da günlük gibi oldu sanki biraz. artık ne olacağına da yazım karar versin.
güzel günler, geceler geçirmeniz dileğiyle.

Yorumlar

winniethepoo
winniethepoo
1 yıl
ben burayı pek bir sevdim, hem karanlık, hem çoğunlukta olan gereksiz sesler yok hem de burada ben tekim bir kaç ben ile birlikte.★★★★★