poseydon
poseydon
aslında bir şey yapmamış olmama rağmen yine de yorucu bir gündü. kimin için diye sordum kendime. hiç bir şey yapmadan yorulan bedenim miydi yoksa ruhum muydu. beynim o sürekli bir şeyler yapıyor zaten, herkes gibi. ben bugün hiç uyanmadim galiba. her zaman ki halim de yok bugün, her zaman nasıl bir halim varmış onu da tam bilmiyorum açıkçası. yine çıktım 8-10 merdiven yukarı, pturdum o karanlıkta yine. hala daha oturuyorum. ve nedense yazınca da bir rahatlıyorum, yapmadığım, yapamadığım hiç bir şeyin ortasında. oturduğum sandalyeye benzeyen koltuktan ayağımı bir iskemleye uzatmış salınıyorum hafiften sağa sola. bazen karanlığa dalıyorum, bazen de karanlıkta ve nasılsa hala burayı sevdiğimi düşünüyorum, hiçbir şeyi bu kadar düşünmememin içinde. alıştım mı acaba ben buraya. evet, evet alışmış olmalıyım, yazabiliyorsam bir yerde oraya alışmışımdır. nasıl alışmış isem kendime burası da öyle bir şey galiba. zaten karanlık olan bu çatı katında gözlerimi de kapadım, iyice karanlık oldu. hem de ne karanlık. karanlık içinde karanlık içinde karanlık. bu gece kat çıktım karanlığıma hüznümün yanında. o da sevindi biraz balkon komşusu bulduğu için kendisine. az önce birisi çıktı buradan, ben girdim diye olacak. biz böyleyiz sevmedik mi birisini onunla aynı yerde bulunmayız. beni sevmeyen bir ben olacak bu. bakıyorum da bu karanlıkta her yer ben olmuş senin arkasında. sen de kim ola, burada ben varken bu kadar bu sen kim ki gölge düşürmeye çalışıyor ben e. hiç anlamadığım kelimeler söyledi eski ben bana. sordum ben e o da bilmiyormuş anlamını. peki ya dedi sen - ilk defa sen dedi bana, demek ki artık aynı ben değildik. biz de başkalaşmış idik her şey gibi ben e- bu duruma alınmış olduğumu hiç belli etmedim ben'e. biz sevdiklerimize belli etmeyiz alındığımızı. ama en çok da bunlara üzülürüz, gerçi artik nasıl oldu bilmiyorum ama buna da alışmışız, ben de dahil bütün ben ler böyle olmuşuz. ve dedim, ben kimim bu kadar benin arasında ve ben hangisiyim bu kadar ben den. ben, ben, ben ve yine ben. ne kadar da ben var idi ben den başka. durdum biraz ve düşündüm yine biraz. acaba ben sade birisi miydim bu ben lerden yoksa hepsi ben miydi bütün benliğimin ardında. acilen bir isim bulma isteği geldi içimden, neye neden bulacağımı bilmeden. sonra bulmadım yine ve yorgunluğuma verdim bu durumu. bu akşam çay içeceğim, biraz içtim biraz daha içeceğim. sıkıldım üçü bir arada içmekten. çay topluluk içeceği imiş, peh! öyle yazmışlar bir kaç yere, buna onlar mi karar veriyor, onlar da kimse artık. ve ben kim olduklarını bilmediğim onlara inat tek içtim çayımı ve yine tek içeceğim. ne kadar hırslı olurum böyle şeylere karşı. eee hadi yeter bu kadar. iyi geceler diyor ya herkes, madem bu kadar iyi bu geceler neden uyuyamıyoruz yastığa koyduğumuzda başımızı. her zaman ki gibi yine iyi degil geceler ama iyi diyelim iyi olsun inanışımıza devam edelim biz.

Cevaplar