poseydon
poseydon
1 yıl
dün de anladım ki tekrardan ben eğlenmeyi unutmuşum. gerçi unutmak için bir şeyi bilmek gerekiyor ya ben bildiğimden de iyice şüphelenmeye başladım. biz misket oynayıp mutlu olan çocuklar ya da gazoz kapaklarini taşla ezip taso niyetine oynayan çocuklar ne ara bu hale geldik onu da bilmiyorum. bir çoğumuz hatta neredeyse hepimiz 20 li yaşlarında insanlarız ama üstümüzde garip bir ağırlık var sanki de hiçbir şeyi bilmiyoruz ya da bildiklerimizi de unutuyoruz veya unutmaya çalışıyoruz. akşamdan beri yağmur yağıyor ve ben biraz çıkıp ıslanarak yürüdüm yagmurun altında. o kadar dalmışım ki düşüncelerime yagmur yağdığını bilmeme rağmen islandigimi gec fark ettim. gerci uslansam ne olacak ki. islanmadık ne oldu. yine çıktım oturuyorum karanlıkta yağmurun yağışını dinliyorum. hafiften şarkılarda eşlik ediyor bana. ve yine anlamsız bir hüzün. ve galiba nedensiz de ama olsun boyke olmayip ne yapacağım. ne kadar bir topluluğun içinde bulursam o kadar tek kalmaktan yana oluyorum ve daha cazip geliyir bana böyle tek başıma karanlıkta oturmak. sikilirsam diye her an okumami bekleyen bir kitap ve bir defter ve bir kalem yazmak istersem diye hazir bekliyor önümdeki masanın üzerinde. zaten buraya kitap okumak için çıktım ama nedense bu gece pek okuyasın da yok. bakalım ilerleyen saatlerde ne olacak durumum. her insan, hepimiz ne kadar da yalnızız. herkes bu kadar yalnızken herkes neden bu kadar yalnız. bu da kaybedenler klübünden bir replik yanlış hatırlamıyorsam. kendimi gecenin ve odanın karanlığına teslim ediyorum ve yağmuru dinlemeye de devam ediyorum. hepinize güzel geceler. ne kadar güzel olabilirse artık o kadar işte.

Yorumlar