poseydon
poseydon
uykuya daldığımda horozlar o gür sesleri ile yırtmaya başlamıştı gecenin son karanlığını. sonuna kadar kullandım geceyi ve şimdi bir sonraki geceye bir sonraki karanlığa kadar yine bir karanlık olan uykuya teslim ettim kendimi. böylesi doğru muydu, bilmiyorum. ama ne önemi vardı ki bunun, sonuçta yapmak istiyordum bunu, yapmak istemiştim ve yaptım. ve nedense pek sorgulamadım, ne bu durumu ne de kendimi. bazen durup düşündüm uzun uzun bazen de düşledim sadece bazı şeyleri. yapmak istemediğim şeyleri yaptım ama pişman değilim nedense bunu yapmam gerektiği için yaptığımı düşünüyorum. ve nedense bazen de gerçekten de yapmam gerekiyor muydu diye düşünmekten alı koyamıyorum kendimi. bu kendinden vazgeçmiş düşüncem ve tarihi geçmiş, eskimiş, yıpranmış, mahvolmuş bu düşüncemin altında eziliyorum bazen ve ezildim de. ama bir türlü sonuca varmadı bu durum ya da ben vardıramadım. ve nedense bu aralar uzandığımda yatağıma göğsümde bütün ağırlığı ile hissediyorum bu ezikliği ve sol tarafımda anlamsız bir çöküntü. sanki ezikliğimin ve ezilmişliğimin tüm acısını sadece oramda hissederdim bu çarpık düşüncelerim olmasa. ama nedendir ki bu durum acıyı paylaştırmıyor aksine daha da arttırıyor gibi bir şey. ya da sadece ben öyle zannediyorum. galiba ben ne ne yaptığımı biliyorum ne de ne hissettiğimi. en son ne zaman doğru düzgün düşündüğümü bile bilmiyorun ancak çok düşünüyorum ne düşündüğümü, neyi düşündüğümü bilmeden. böylesi iyi miydi. İyi idi galiba ve hem neden olmasın ki. geçenler de ne varsa anlattım içimde, dışımda, hislerimde ne varsa anlattım. hem de sayfalarca anlattım boş sayfalarına defterimin. doldurdum onları ve ağlattım biraz. bir sayfa, boş bir sayfa nasıl ağlayabilirdi ki, ağladı işte ve onunla beraber benim gözlerim dolarken kalbim yine aksadı biraz bu aralar sıkça olduğu gibi ve yine o bastırılmış çöküntülüğü sonuna kadar hissettim sanki hiç sonu yokmuş gibi. var mıydı? ...

Cevaplar