poseydon
poseydon
1 yıl
“umut fakirin ekmeğidir.” demişler. öyleyse biz neyiz bu hayal kırıklıkları içinde ve boğulduğumuz umutsuzluklar denizinde. bizi belki ilk o zaman kandırmadılar ama kaç defa kaldırdıklarını da bilmiyoruz. küçükken hep masallar anlattılar bize. ve nedense okula başladığımızda, biz gibi çocuk olan ali ata bakardı, İpek topu atarken. bazen ali de atardı topu ama bazen attırırlardı işte ona. ve sanki çok mutluymuş gibi bu durumun mahzunluğunun içine bırakırlardı onu, tıpkı bizim gibiydi galiba. bu kadar umutsuz olmasak, inanmasak bu kadar mutsuz olduğumuza belki tüm küçük ve büyük sevinçlerimiz mutluluk olacaktı. ama sadece bir belkiydi bu. adaletten bahsedip bizi kendi düşüncelerinde hapsedenler ne olacak peki ve sokağa bu lambayı takanlara ne olacak. sokağa sormadan bir kaç lamba takıyorlar ve yine sokağa sormadan nasıl olduğunu; bunun iyi, güzel olduğunu söylüyorlar. öyleyse rüzgarları da durdurun. kartondan evleri yıkan rüzgarları. ve öyleyse aydınlatın bizim de içimizdeki karanlığı bize sormadan. ve yine öyleyse bizi mutlu edin. mesela tüm yıldızları sayın ve elindeki yaradan veya şişlikten dolayı onları saymak zorundalığı verilmiş çocuğu kurtarın bu durumdan. bir de mesela bize bizi anlatmayın, ya kendinizi anlatın biraz ya da susun. zaten kim bir şeyler anlatmanızı istedi ki sizden, tüm masalları okuduktan veya anlattıktan sonra bize. mesela kibrit verin elimize yağmurda yansın ve rüzgarda sönmesin. bize değilse bile hayallerimize sahip çıkın. ve şekillendirmeye çalışmayın ne bizi ne de hayallerimizi. sattığınız tükenmez kalemler tükenmesin mesela biz ne kadar yazarsak yazalım. bize şiir de okusaydınız ya arada, o zaman bu kadar geç tanışmamış olurduk edebiyatın ebediliği ile. bizi mecbur bırakmasanız hiçbir şeye, biz sadece içimizden geldiği için ve istediğimiz gibi yapsak, yapmak istediklerimizi.

Yorumlar