poseydon
poseydon
karanlıkta oturdum daldım yine düşüncelerime. ne kadar yabancıyım doğduğum, büyüdüğüm, yaşadığım şehre. ne kadar da bilinmezlik var bende ve düşüncelerimde. sanırım böylesi daha iyi, her şeyi düşüncelerimde mükemmel bir şekilde kurmuşum. bu yüzden olacak ki pek bir alakam yok gibi hayatla, yaşamakla. bana karanlığı,geceyi verin gerisi sizin olsun. evet, evet geri kalan ne varsa hepsi sizin olsun. ben paylaşabilirim karanlığı ama ne yazık ki hayatımı paylaşmakta bu kadar cömert olamam. hangimiz oluruz ki zaten. gerçi hayatımın pek bir büyüsü de yok zaten ama sonuçta benim hayatım. belki ben bu şekilde mutlu değilim ama işte bir alışmışlık var ne olursa olsun. hüzünlerim, hislerim ve duygularım ile elimden ne gelirse yaptığım ve çoğu zaman karanlıkta açığa vurduğum tek başıma, bazen gülümsediğim ancak çoğunlukla boğuluyormuş gibi olduğum bu durum ne kadar güzel ve tarifsiz geliyor bana. ne tuhaf, bana gore değil belki ama masaya oturduğumuz da iç sesim ve diğer yansımalarımdan ibaret olan bir kaç ben ile onlara da tuhaf geliyor ve bu durum da çok tuhaf nedense. tuhaflıklar içinde kalmış çoğul bir benlikten ibaretim. bazen de öylece tekil kalıyor ve kendimi bırakıyorum karanlığın, gecenin, gökyüzünün ve yıldızların eline. ne yaparlarsa yapsınlar bana alınmam, gücenmem ki ben. hem neden böyle bir şeye kalkışayım ki ben. neden? bazen iç çekerim böyle zamanlarda. bazen sessizce oturur asla eve inmek veya sokakta yürümek istemem. bazen de şehir ile gökyüzü arasına konulmuş ve üstü karanlık altı aydınlanmış olan sokak lambalarının parlayan ve sırayla güzelce dizildiği şehre dalar gözüm. şehre ve sokak lambalarına. hepsi bu da değil ama nedense anlatamayacağım şeyler var. bazen kayboluyorum gördüğüm şehir ile yaşadığım şehir arasında. halbuki ikisi de aynı şehir. bazen ölü gibi bakıyorum ve canlanmaya, tekrar yaşama dönmeye çabalıyorum. boş bir çabadan başka bir şey değil. sadece bir ön hazırlık. gerçi ne kadar hazırlanırsam hazırlanayım, hep hazırlıksız yakalanıyorum ve sanki hiç hazırlanmamışım gibi ve o kasvetli anımda başka çarem yokmuş gibi o kadar uğraşım boşa gitmiş gibi uğraşıyorum. bu da bir uğraş elbet ama nedense boş bir durum, boş bir hayattan başka bir şey ile iyi gitmiyor. bende isterim; dolu dolu bir hayat yaşamayı ama sanırım bu konuda çok beceriksizim. hayatı bütün kötülüklerden arınmış, güzel olduğu kadar iyi bir şekilde yaşamak dileği ile iyi geceler.

Cevaplar

karakeci
karakeci
ne kadar da hos ve kibar dokuyosun icini..