poseydon
poseydon
gökyüzündeki tüm yıldızları bir el arabasına koyuyorum. kül dolu bir el arabasına. küllerin üstünde parlak yıldızlar, başımda mavi bir gök. bir asmanin altında bekliyorum. henüz yaprakları yok asmanın ancak yeşermesi yakındır. bir ceviz ağacı engelliyor sokak lambasının yüzüme vurmaya çalışan ışığını. tek tek topladım tüm yıldızları bir tanesini bıraktım. sırf gecenin bu saatinde gökyüzüne bakan insanlarla ayni yıldızı görebilmek için, o yıldızda bir olmak için. bir insan zaten neden bakar ki bu saatte gökyüzüne dışarı çıkıp ve bir sigara yakıp. belki bir şarkı da açabilirdim ama açmadım. onun yerine nağmeli bir şekilde öten kuşları dinledim. kuşları ve seslerini dinledim, mavi gökyüzü ve tek bir yıldız bıraktığım o maviliğin altında henüz yaprakları çıkmamış bir asmanın altına oturmuş. saati mi soruyorsunuz saat 02.22 şuan. ben neden dışarıdayım bilmiyorum. el arabası da doldu zaten tepeleme bir şekilde. kuşlar, kuşlar hala şakırıyor. ben gökyüzüne bakıyorum ve ayaklarım çıplak ve ellerim ve yüzümde çıplak. gözlerim parlıyor mavi gökyüzünün ve beyaz, parlak ve tek kalan yıldızın altında. kimseler yok, kimselerin sesi de yok, kuşlar hariç. ben hiç konuşmuyorum dışımdan. İçimde bir muhabbetler dönüyor, kendime döndüm yine ve hararetli bir şekilde konuşuyorum bazan hepimiz susuyoruz, ben, iç sesim, içimdeki benler, kuşlar, hatta mavi gök ve tek kalan o yıldız bile susmak ile yetiniyor. öyle hepimiz birbirimize bakıyoruz sessizliği bozmasını beklemiyoruz hiçbirimiz hiçbirimizin. biz kimdik, mavi bir gökyüzü, öten kuşlar ve tek kalan yıldız haricinde, biz kimiz. biz geleceğini az çok düşünen, şimdiyi bazen yaşayan, geçmişte tutsak, anılara mahkum varlıklarız. evet, evet yıldız da böyle düşünüyor. ben zaten hep böyle düşünmesem de hep böyle düşünüyormuş gibi davaranmaktan da hiç haz duymuyorum ve hep öyle de düşünmediğimi de itiraf ediyorum kendime. ayağa kalkıyorum, biraz sendeliyorum arkama bakıyorum önce, ardından gökyüzüne ve yıldıza ve yıldızları dinliyorum, el arabasına topladığım yıldızları. sözleşiyoruz haftaya aynı gün aynı saatte görüşeceğimize dair. ben geleceğim diyorum, kuşlar biz gelmeyiz diyor, yıldız susmaya devam ediyor. biz kimle sözleşmiştik ya da sahiden biz diye bir şey var mıydı? bir köpek havlıyor aniden irkiliyoruz hepimiz ve utaniyoruz, yıldız utanmıyor zaten irkilmemişti de. köpeğin havlama sesi ve boynundaki zinciri zorlama sesi ile tekrar dan irkilmiyoruz. biz ayni hissi iki kere farklı zamanlarda yaşıyoruz sanırım. ve galiba biz biz değiliz. sadece ben ve sadece benden ibaret herşey ile bakıyoruz tek yıldızlı gökyüzüne ve sokak lambasinin ışığını kesen ceviz ağacına. İyi geceleriniz olsun

Cevaplar