poseydon
poseydon
1 yıl
pencerenin önündeki eski bir sandalyede oturuyorum. keyiflenecek, sevinecek şeyler bırakıp gideli çok olmuş beni ve hüzünler, kederler, azalan dertlerim ve bir bardak çayıma eşlik eden henüz kapağını açmadığım kitabım duruyor. öyle pencereden sıcak ve bulutlu gökyüzünü seyrediyorum. ne olduğumu, nasıl bir durumda olduğumu bilmiyorum ve sanki henüz böyle bir keşfe çıkılacak teknoloji icat edilmemiş gibi. duruyorum, bakıyorum. bir çok şeye bakıyorum, pek azını görüyorum ve hatta bazen hiçbir şey görmüyorum. görmeyi unutmuş olabilir miyim? veya hiç görmemiş olabilir miyim? hiçbir şeylik ile hiçlik arasında gidip gelecek ayaklarım, düşüncelerim, hislerim, duygularım, ne varsa gidip gelebilecek yeterliliğe sahip hepsi bırakmış beni sanki ya da hiçbiri bende yok gibi. düşlerimde, düşüncelerimde çıktığım gezme eylemleri bile son buldu. ya da belki de hiç var olmadılar. ben onları beynimde bile yaşayamadım belki. belki ben diye bir şey bile yok. o zaman nefes alınca kırılan, acıyan kemiklerim, organlarım olmazdı değil mi? demek mi ben varım. belki sadece maddesel bir varlık olarak, belki biraz daha fazla. uykumu terkedeli birkaç saat oluyor. belki hiç uyumadım belki uykunun ne olduğunu bile bilmiyorum. bulutlu gökyüzünün solgun ve göz alıcı ışığı aydınlatırken yüzümü, gözümü, elimi, kolumu, ben karanlıkta yuvasını arayan bir tavuk kadar kör bir durumdayım. ya da karanlığın kendisiyim ama bunun farkında değilim ya da hiç olmamışım. hayatlar gideli çok oldu, artık hayaller de terk etmeye başladı irili ufaklı bu naçiz bedenimi. düşüncelerim, sanki hiç benim olmamış gibi, içinde bulunan bütün ben liğe rağmen. gün doğmadı, geceler iyi geçmedi. İyi olan tek bir şey vardı yatağıma uzandığımda gördüğüm ve bakakaldigim tavan boyası. onun dışındaki hiçbir şey iyi değil gibi. belki günler güzel veya iyi geçmeyecek, zaten hali harap olan geceler küskün bir çocuk edası ile dudak büzerken bize, hayallerimizin ve düşüncelerimizin bizi bırakmaması ve bize olan aitliğini kaybetmemesi dileği ile sevinçli günler.

Yorumlar

artemis
artemis
1 yıl
bayıldığım iç dökmelerinde bu yazı ilk üçe giriyor.güzel şeylerin önemi yok,sonu yakın.kötü şeylerin de önemi yok,tazesi kapıda.
poseydon
poseydon
1 yıl
@artemis teşekkürler. edip cansever - gelmiş bulundum şiirini oku bu yazının ardından.