poseydon
poseydon
1 yıl
anılarımız kadar mıyız biz yoksa sadece var oluşsal bir bilinç ve hareket edebilen bir bedenden mi ibaretiz? bazen hiç yaşamadığımız şeyleri yaşıyor, tecrübe ediyoruz. bazen de zamanında tecrübe ettiğimiz şeyleri tekrar tekrar bazen ayni bazen de farklı biçimlerde yaşıyoruz. bazen öyle anlar oluyor ki hiç yaşamadığımız ve bizim hayatımızla doğrudan veya dolaylı olarak hiçbir bağlantısı olmayan hatıralar ve tecrübeler görüyor, duyuyor veya okuyoruz. ve sanki bütün bunlar bize olmuş gibi, olanların hepsini biz yaşamışız gibi bir şeyler oluyor veya kopuyor içimizde. bizim anılarımıza, bizim olmayan ama bizimmiş gibi benimsediğimiz başka anılar da karışıyor ve ekleniyor. böyle oldukça da zaten yeterince anlaşılmaz varlıklar iken daha da içinden çıkılamaz, anlaşılması daha da güçleşen varlıklar oluyoruz. dipsiz bir kuyu oluyoruz adeta. belki böyle olmak hoşumuza gidiyor, belki zorunluluktan, belki acizlikten… tam olarak hangisinden dolayı veya hangilerinden dolayı bilmiyorum. belki de insan olmanın doğasından kaynaklanıyordur bu durum. İnsanlarla, diğer canlılarla, okuduğumuz kitaplarla, dinlediğimiz şarkılarla ve şiirlerle aramızda bağlar kuruyoruz. çoğunlukla duygusal oluyor bu bağlar. ve bir şeyi veya birisini sevmeye, benimsemeye başladığımızda anılardan anılara bir bağ kurmaya çalışıyor ya da kurmak istiyoruz. hiçbir ortak geçmişimiz olmadığı halde birbirimizin geçmişinde kendimizi arıyor ve o olmayan ortak geçmişe sahip çıkmaya çalışıyoruz. anılarından anılarımıza bağ kurabileceğimiz insanları bulmak, bulduysak kaybetmemek dileği ile iyi geceler.

Yorumlar