ctrlaltdelete
ctrlaltdelete
İşte yine tavan. ben her sabah böyle uyanırım,bu sabah da böyle uyanıyorum. gözlerim bir iki kırpıştıktan sonra kireç beyazına çakılıp kalıyor. sonra bir müddet öylece bu beyaz yanılsamanın,bu asık suratlı dinginliğin içine gömülüp kalıyorum. zihnim hala akşam olunca oyundan kopamayan çocuklar gibi uykudan kopamıyor. hafif bir yabancılık hissi de yok değil. benim olmayan tavanlara bakarak uyanınca kendimi biraz huzursuz hissediyorum. tabelalar, izmaritler, isimler, bulutların şekilsizligi, korna sesleri, karıncaların çalışkanlıkları, toprağın susuzluğu... her şey her vakit olduğu haliyle oluyor lakin ruhumdaki bu yabancılık bir türlü eksilmiyor. bazen bu yabancılaşma halinin benimle birlikte olduğunu düşünüyorum. doğumla birlikte gözleri, kulakları, burnu, elleri ve ağzı açılıyor insanın. duyuları işleyen bir insan nasıl alışabilir? alışmak en hazin kötürümlük biçimidir.

Cevaplar

gripapatya
gripapatya
ben de çoğu bunaltıcı bir sabaha bu şekilde uyanıyorum gregor samsa misali.
ctrlaltdelete
ctrlaltdelete
aynen öyle.bu zevksiz dunyadaki eziklik ve yalnızlık hissiyle.