poseydon
poseydon
İnsan bazen her şeyi en uç noktasına kadar yaşamak istiyor. hatta öyle yaşamak istiyor ki hangi ucundan tutacağını şaşırıyor. karanlık ve soğuk bir gece vakti pek de güzel olmayan uykusundan uyanıp, aslında hiç ısınmayan yatağından kalkıyor ve pencerenin önünde durup geceyi ve gecenin uykusunu seyir ediyor. bazen yetmiyor, pencereyi açıyor haykırmak istiyor fakat yapamıyor ya da balkona çıkıp içinde ne kalmışsa kendine ve insanlığına dair söylemek, düşünmek istiyor, onu da yapamıyor. İnsanın kendine bile söylemekte, dile getirmekte bu kadar zorlandığı şey varken bu kadar kolay gibi görünen ne? sözcükler, cümleler anlatabilir mi bizi bize, bizim istediğimiz kadar ya da daha fazla. hayallerimiz bile bu kadar mütevazı iken neden bu aşırıya kaçmalar yaşantımızın belirli bölümlerinde ya da her anında. pencerenin önündeyim, pencere açık, hiç kapatmamışım belki, belki çoğu şeyde olduğu gibi bu da bir yanılsama. açık olan pencereden gecenin soğuğuna ve o soğuk havanın kasvetini daha da bir belirgin ettiği karanlığına, siyahına bakıyorum. biraz ilerde ağaçların karanlık silüetleri ve sokak lambalarının etkisiyle solgunlaşmış gölgeleri. bir müzik açıyorum sözü yok. dedim ya hangi söz anlatabilir ki bize bizi ve size veya sana beni ya da bizi. biz bir yok oluşken, siz bir var oluş bile değilken ve sen den ibaret olan her şey tamamen solgun bir gölge iken olmak ile olmamak arasında bocalayan, ben küçücük veya büyükçe bir hiç lik. gece sessiz ve derin, gökyüzü yok, bulutlar yok, yıldızlar ve ay kayıplarda. bir pencere var, bir de ağaçların karanlık silüetleri. ya her şey karanlık bir silüetten veya solgun bir gölgeden ibaretse ya da her ikisi birden, o zaman bu açık olan pencerenin önündeki yüzünün bir tarafı sokak lambasının etkisiyle parlarken diğer tarafı karanlıklar içindeki bir sessizlikten ibaret olan ya da karanlığın sessizliği olan ben hangisiyim? belki hepsi belki de hiçbiri. belki bir pencere, belki karanlık bir ağaç silüeti, belki solgun bir gölge. harfler karışır iken birbirine, kelimeler düşünceli, rakamlar savaşta, sonsuzluk son bulmayacak belki ancak bu sonsuzluk içinde kaç kişi, kaçımız son bulacak. ve son bulmalar kaç kere tekrar edecek kendini. her şey bozuk gibiyken sağlam veya hiç bozulmamış olan ne ki insanların tükenmeye yüz tutmuş insanlığından başka. dinlediğim müzik evgeny grinko-field. sıcak yatağınızı hep sıcak hissetmeniz dileği ile.

Cevaplar

dimitri
dimitri
bir an hasan ali toptaş kitabı okuyorum sandım. eline sağlık.
poseydon
poseydon
@dimitri eyvallah bro. senin de yüreğine sağlık.