poseydon
poseydon
her şeyden veya hiçbir şeyden vazgeçmek mümkün müdür? vazgeçmediklerimiz, vazgeçemediklerimiz ne kadar yanımızda ya da yanımızda mı? kendimizden bile vazgeçebilirken anılardan vazgeçmek nasıl bu kadar zor olabiliyor? yağmurdan, gökyüzünden, güneşten, yıldızlardan aydan da vazgeçmekten neden zorlanıyoruz bu kadar? vazgeçtiğimiz ne varsa sanki hepsinin içindeyiz ve sanki hepsini yaşıyoruz. mesela saatten daha doğrusu zamandan vazgeçmeyenimiz yoktur ancak sürekli neye, kime bu geri sayımlarımız ve hayallerimiz. acılarımızdan, duygularımızdan, hüzünlerimizden hatta sevinçlerimizden bike bıkmışlık yok mu hepimizde, biraz ya da daha fazla. İnsan sevdiği kadar sevilmediği gibi, vazgeçmediği, vazgeçemediği kadar da terkedilmiş, unutulmuş, vazgeçilmiş değil midir?
asla tükenmeyen tükenmişliğimiz ve sona yaklaşan vageçtiğimiz zamanımız, gazu bitmiş bir çakmak, ıslanmış son kibrit, erimiş, bitmiş be bu sebeple sönmüş ve belki hiç yanmamış bir mum misali. gecenin sessizliğini bozan gök gürültüsü ve karanlığının hükmüne son vernek istercesine arka arkaya çakan şimşeklerne anlatmak istiyor bize? vazgeçemediğimiz ya da vazgeçtiğimiz gökyüzüne son bir kez olsun bakmamızı istiyor olamaz mı? ya da bir de bu görüntüsüne bakmamızı ve her halini bilmemizi, görmemizi, hatırlamamızı istiyordur. bu kadar vazgeçmek kelimesini kullanmışken murat göğebakan-vazgeçilmiyor şarkısını yazmazsam olmaz. İyi bir hayatınız olması dileği ile iyi geceler.

Cevaplar