onumarkamsobee
"ben dünyanın en büyük aşığı olabilirim. ben koynunda yüz sene, bin sene durabilirim. ben leyla'yı, mecnun'u, ferhat'ı, aslı'yı, kerem'i bilmem ama bağdat'ı iki gözüm kapalı bulabilirim..." şeklinde bir şarkı sözü olan bir şarkı var. bu aralar baya revaçta anlaşılan. ayla çelik'in imiş. oturup da tamamını hiç dinlememiştim. hep yarım yamalaktı. fakat iki üç gündür radyo dinliyorum. önüme iki veya üç kez çıktı ve dinledim. şarkının melodisi de sözleri de çok hoşuma gitti. neyse aslında ben bundan bahsetmeyecektim.. normalde nefret ettiğim, sevmediğim biri var. en büyük teyzemin kocası. ölse, umurumda olmaz. fakat ortada bir tane minik bir kız çocuğu var. teyziş'im anlatıyor tabi. ne haberi varsa ailede, iyi kötü fark etmez, teyziş'ten alırım ben. o söyler sağ olsun. anlattığına göre kanser olmuş. en büyük teyzem ise üzülüyormuş tabi haliyle, ölecek gözüyle bakıyorlarmış. İkinci kanseri çünkü. bir de teyziş'in dediğine göre, anneannem de öleceğine yakın onun gibi davranmış.. kaç gündür aklımda. bir de benim teyziş hastalanmış. 3 günde 21 tane doktora girmek nedir ulan? o bölümden bu bölüme sürüklemişler. bugün de tomografiye gitmiş. hastanelerden onun kadar nefret eden var mıdır bilmem. ama anneannemin yanında durduğundan ömrünün yarısından fazlası hastanede geçti sanırım. ben de nefret ederim. hastaneden kaçarız biz. ama yakalamışlar işte. neler neler çıkmış. düşünüyorum da benim okumam için, iyi olmam için, zorluk çekmemem için ne kadar uğraştı o. ben ona uğraşmalarının boşa gitmediğini gösteremeden o benim hayatımdan çıkarsa? kafayı yiyecek gibi oluyorum. gelemiyorum da kendime. bir sürü ilaç vermişler. e o verilen ilaçların hepsini kullandığı anda, kendisinin de söylediği gibi, karaciğeri iflas eder ki. ruh ve sinir ilaçlarına da geri başlıyor. sakinleştiricilere. allah'ım diyorum, nedir bu? annem desen, ikide bir hastalanıp duruyor. doktora gidiyormuş, "sen sağlamsın" diyormuş doktor. annem tabi "bu doktorlar bir şey bilmiyor oas" diyor her seferinde. diyecek bir şey bulamıyorum kadına :) kafam allak bullak anlayacağınız. aileye, aile bağlarına, çok önem veren bir insanımdır ben. aile bağları dediysem, anne tarafıma. bir de öz olan tarafa verecek bir gram değerim yok benim. köklerine kıran girse bir tarafımda olmaz! allah onların belalarını versin! ama bana 14 yıldır babalık yapan insanın aile tarafını da severim az çok. her ne kadar aralarında pek sıkı bağlar olmasa da.. neyse konu dağılacak iyice. ben kafamı şu derslere vereyim de en azından ailemi mutlu edeyim. bundan da korkuyorum, biliyor musunuz? onların emeklerini karşılayamazsam diye yani. ama karşılayacağım, bunu biliyorum. allah'ın izniyle tabi her şey. allah'ın izniyle, 2 yıl sonra, 2018 yılının haziran ayında olacak olan mezuniyet törenimde yanımda olacaklar. diplomamı vereceğim ellerine.. hadi ben gideyim ders çalışayım. görüşürüz minna.. beyefendim bunları okuyunca ne düşünecek bilemiyorum ama yapacak bir şey yok. o olmasa daha beter olabilirdim sanırım. şu an düşünüyorum da bazen ayakta durmam için destek olanlardan biri de o. ona anlatıyorum gidip de dolduğunda içim. konuşabiliyorum ben onunla. bir değişim içine girdim. umarım çenemin düşüklüğü, yani çok konuşmam, yüzünden benden bıkmaz. bıkmazsın, değil mi beyefendi? :/ :d İyi günler millet. kendinize çok dikkat edin. sağlığınıza önem verin. ben pek vermiyorum. ama ne demişler? dediğimi yap, yaptığımı yapma. o hesap işte. :d

Yorumlar

onumarkamsobee
@bosphorus yapmasan da olurdu. :d