poseydon
poseydon
uyuyamayan herkes bir, derdi olan herkeste. kendi düşüncelerine gülen ve artık düşünmeyi bir kenara bırakmak isteyen herkes.
üçlü koltukta tek başına oturup rahat edemeyenler de bir sanırım. herkes bir şekilde bir ve bütün iken biz nasıl oldu da
bu hale geldik, soyutladık ve bir bakıma dışladık kendimizi. hiç kimseye, hiç bir şeye zarar vermedik kendimizden başka.
unuttuğumuz, bilmediğimiz, anlamadığımız, anlayamadığımız bir şey vardı, bunu çok geç anladık. yeterinden fazla
zarar verdiğimizde ve bunu yapmaya başladığımızda veya bitirdiğimizde kendimize o zaman anlayabildik.
kendimize her zarar verdiğimizde az az değitik, farklılaştık kendimizden. durduk. bunu yapmamalıydık, bunu da biliyorduk.
durduğumuzda kendimizle birlikte yanımızda olanlara ve olmak isteyenlere de zarar verdik daha doğrusu vermişiz, bunu da çok geç
anladık. anlamak bile çok geç geliyor bize dünün anılarının yarın gelmesi gibi. biz daha dünde iken yarını ne zaman
kendi anıları ile anacak veya hatırlayacağız. yapmadığım şeyler var dünden kalan ve yarına bitmeyecek şeyler.
gerekli mi, bilmiyorum, yapmam gerekiyor mu, belirsiz. tıpkı ben, sen, o veya hepimize aynı anda seslendiğimizde veya
hepimizi aynı anda anmamız gerektiğinde seslendirdiğimiz gibi "bİz". neden kendimizi fazlalaştırıp biz derken varlığımızdan, varlığınızdan ve diğerlerinin varlıklarından
bu kadar rahatsız, bu kadar sıkılgan ve her şeye çok olan özlemimiz neden hiçbir şeye az gelir.

Cevaplar

kayipgalaksi
kayipgalaksi
"ben işe yaramazsa oralarda bir yerlerde bekleyen bir bİz vardır her zaman. yoksa bile icat edilir ve bir çırpıda ben'in geçmişinden biz'in geçmişine geçilir." ot dergisinin yeni sayısında dücane cündioğlu'nun yazından bir alıntı. yazını okuduktan sonra birden bu cümleler geçti beynimden. bende yazmak istedim :) bu arada son cümleni çok beğendim :)
poseydon
poseydon
@kayipgalaksi ne iyi yaptin yazmakla. ve teşekkür ederim.