poseydon
poseydon
1 yıl
hepimiz oturmuşuz masanın etrafına. suskun, dalgın ve hüzünlüyüz. çünkü biliyoruz biz asla mutlu olamayacağız. o duyguyu onlu yaşlarda yaşadık ve bir şekilde hem bizim yüzümüzden hem de çeşitli durum ve şartlar yüzünden öldü. bir duyguyu başka bir duyguyla öldürdük ya da başka birkaç duyguyla. sorarım size bu durumda cinayet işlemiş sayılır mıyız ? hep yapmadığımız şeyler yüzünden yargılandık. yaptıklarımız zaten yüzümüze vurulmak için sürekli bir koz halinde bekliyordu, bizi incitmek için bekleyen herkesin elinde ve dilinde. o kadar incindik ki bir ara artık daha fazlası olmaz dedik ve bir defa daha yanıldık zaten biz hep yanıldık. biz hep yanılmışız. göğe mavi dedik değilmiş, deniz de yeşil değilmiş, gecenin karanlığı siyah değilmiş sadece karanlıkmış ve gölgemiz gecenin en karanlığında bile görülebilirmiş. şimşekler bulutlar olmadan da çakabilir ve bulutlar olmadan da gök gürleyebilir, yıldırımlar düşebilirmiş. gözlerimizle duyar, kulaklarımızla görür, burnumuzla tat alır, dilimizle koklarmışız. dedim ya biz hep yanılmışız. biz dediğime aldanıp üstüne alınma. biz; ben, ruhum, gölgem ve iç sesim den ibaret topluluk olma yolunda ilerleyen bir ben den ibaret. benden ve geriye kalan hiçbir şeyden ibaret. İnsan bir defa ölürmüş, diğer tüm ölümle asıl gösterimden önce yapılan provalar gibi asla mükemmel değil ve oldukça gerçekçi. kendi oyunumuzda figüran bile değiliz. perdeyi açıp kapayan biziz ve ne olursa olsun tüm provalarda ve asıl oyunda sadece perdeyi açsak ta sonuçta her şey bize oluyor ve ölen hep biz oluyoruz. daha kaç prova kaldı ve daha kaç ölüm gerek asıl olandan önce.

Yorumlar