poseydon
poseydon
her şeyi erteliyoruz. yaşamayı, gülmeyi, sevmeyi, hüznü ve duygularımızı, düşüncelerimizi, düşlerimizi ve hayallerimizi bile erteliyoruz. sanki daha zamanımız olduğuna dair bir beyan var da sürekli plan yapıyoruz yaşayıp yaşamayacağımızı bilmediğimiz gelecek vaktimize dair. her an her şey olabilecekken biz hiçlik uğruna bir şeyler yapmaya çabalıyor ve ısrar ediyoruz nedense. kendi yaşamına bile yerleşebilecek kadar yaşayamayan onca can varken neden üç maymun modundayız sürekli. görmek, bilmek ve duymak ve bunların her türlü şekle girmiş ya da bunları soktuğumuz veya bağdaştırdığımız olumsuz halleri. ve ne kadar olumsuzluk varsa sanki hepsi bizdeymiş gibi hayat yaşıyorken istemsiz dönüp bakmaya tenezzül dahi etmediğimiz onca suret varken biz hep maskelere aldanmakla yetiniyoruz. ve nedense asla ardına bakmak istemiyor veya bu durumu aklımıza dahi getirmek istemiyoruz. İstemediğimiz her şey bizi biz yapıyorken bir bakıma biz bu duruma da sırtımızı dönüyoruz ve asla böyle bir şey olduğunu belleğimizde dahi tutmuyoruz. oysa her şey bir kelime ile başlayabiliyorken biz susmayı seçtiğimiz ya da tercih ettiğimiz her an kaybedenlerin arasına çoktan yerleştirilmiş oluyoruz. bir kelime ile başlayabilecek her şeyi bir harf ile yitiriyoruz. belki böyle istediğimizden belki de istemsiz olarak. hayat biz olmadan da var ancak biz olmadan bize ait bir hayat olabilir mi? zaten biz kimiz ki hepi topu beş harf ile nitelendirilmiş ve bazı dillerde çoğulu da tekili de ayni şekilde ifade etmeye yetiyorken, biz çoktan terk etmiş bulunurken kelimeler ve kelimelerden oluşan her şeyi ve hiçliği, zamanı yetiremiyorken zamanın ötesine bakmaya ve ilerlemeye çalışıyoruz. bu çalışmakta öyle sandığınız kadar büyülü bir durum değil, çoğu düşüncelerde ve düşlerde kalmış bir çabadan ibaret. yapamadığımız her şeye bir bahane bulurken yaptıklarımız ardına saklanmaktan çekinir duruma geldiğimizin farkına varamıyoruz. zaten biz çoğu şeyin farkına varmıyor, varamıyoruz. buluta olan özlemimizi yağmura olan özlememiz ile karıştıracak kadar saf iken çoğu bizden olanları, kendi yaptıklarımızı kendimizden dahi uzaklaştırmak için çoktan aptal ilan ettiğimiz o zamanlardan utanmakta biraz uzakmış gibi gelmiyor mu? tıpkı yakın olan her şey gibi, bir hiçliğe baş vurduğumuz her zaman parçasında çoğu zaman kendimizi arar halde bulduğumuzda kendimizi kendimize bile yüz çevirmiyor muyuz çoğunlukla. kendini ararken kendini kayıp eden her ben in çevresinde aslında biraz sen ve biraz da biz varız. ancak tabi ki bunu da inkar edeceğiz. biz dediğime bakma bu biz sende veya benden oluşan koca bir topluluk ya da topluluktan oluşan sen ya da ben. biz dediğim bir kaçtan biraz fazla ancak hiçliğin sınırında bir şey.

Cevaplar

korebe
korebe
buraya bir yerlere imzamı bırakıyorum 👍
jackintumoru
jackintumoru
yüreğine sağlık 👍
poseydon
poseydon
@korebe imzaları bu defalık kabul edelim :) @jackintumoru hepimizin yüreğine sağlık :)
Rıza Kaan Tangöze
Rıza Kaan Tangöze
baba rekt. eline yüreğine sağlık güzel karşim :)