poseydon
poseydon
yağan yağmur, geceyi aydınlatan bulutlar, karartan ay, düşüncelerimizi allak bullak etmeye devam eden yıldızlar. yağmur damlaları tek tek düşerken gökyüzünden yeryüzüne sanki hep birlikte son dokunuşlarını yapıyormuş gibi halleri var. islanan bitkiler, nemlenen toprak, bir gölcük veya akıntı oluşturan su toplulukları bana kendimden başka her şeyi düşündürüyor.bulamadığım kendimi tekrar tekrar kaybediyorum. belki kazanamadım da hiç. peki o zaman kendini bile bulmakta aciz veya bulamayan bir insan nasıl bir insandır? nasıl görünür bütün yitirmişliği ile? hiçlik içinde hiçbir şey şeyin bile olmadığı gerçeği her şeyin varlığını silebilir veya yok sayabilir mi? aradığım ruhum ile bulamadığım benliğim, kayıp olan gölgeme, o karaltıya dönüşmeye başlarken kendi kendini kendi imkansızlıkları ile yaşatan bir ben çıkıyor ortaya. bir o çıkıyor. sanki başkalarının sevinci, mutluluğu, mutsuzluğu, acısı, kederi, hüznü benimmiş gibi olan bu ağır hissin altında daha ne kadar ezilebilir ve yok olmaya devam edebilirim ki? belki iyi şeylerden pay çıkaramam kendime ancak kimin ne acısı varsa en az onun kadar hissetmek isterdim, isterim. herkes sevinçli, mutlu, güzel olsun. bütün hüzünleri, acıları, çirkinlikleri ben yaşarım. zaten ancak bunu yapabilirim. beceremediğim şeylerde ısrarcı olmaktansa, yapabildiğim, yapmak istediğim şeylere odaklanmam ve onları istemem yanlış bir düşünce mi? mutluluğu bilmeyen, hak etmeyen ve kendi kuralları ile kendi hayatını yaşayan ve bir şekilde günlerini geçiren bir insan ne kadar çelişkili olabilirse düşlerinde ve düşüncelerinde o kadar çelişkiliyim. belki biraz daha fazla. İnsan canının yanmasından çok canını yakan şeye önem verir. en azından bilmek ister. bundandır ki ayağımızı fark etmediğimiz bir taşa çarptığımızda dönüp arkamıza bakarız canımızın yanmasına aldırmadan. çünkü bilmek, canımızı yakan şeyi görmek, bu merakımızı gidermek canımızın yanmasından daha önemlidir o anda. peki bazı şeylerin bu kadar önemli ve bazı şeylerin bu kadar değersiz olduğu bu hayatta yaşamaya değer bir şey var mıdır? bütün pozitifliğimize rağmen ne kadar olumsuzluk, aksilik varsa yaşamadık mı? yeterince rezil olmadık mı? diğer insanlara değil, kendimize. nasıl bazı şeyler farklı değilse bazı şeyler de aynı değildir. tıpkı insanlar gibi. yetmez mi, bütün eksikliği ve fazlalığına rağmen. belki. sonunda üç nokta bulunan kocaman bir belkİ... den başka ne var ya da ne kalır ya da kaldı ki elimizde.

Cevaplar

kayipgalaksi
kayipgalaksi
"bir şeyden kaçıyorum bir şeyden kendimi bulamıyorum. dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer..." yazının girişini okuduğumda aklıma nilgün marmara'nın sözleri geldi. bende yazmak istedim :)
poseydon
poseydon
@kayipgalaksi "kafatasımın içini, bir küçük huzur adına aynalarla kaplattım, ölü ben'im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden!"
kayipgalaksi
kayipgalaksi
"paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben. oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir. "
poseydon
poseydon
@kayipgalaksi bu kadar gelmişken biraz daha devam edeyim.☺"niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına niye kimseler izin vermez yoluna kuş konmasina."
kayipgalaksi
kayipgalaksi
o halde bende son noktayı koyayım 😊 " 'öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna' bir çocuk demiş"
poseydon
poseydon
@kayipgalaksi sen başladığın için sonunu sana ayırmıştım zaten☺😄
kayipgalaksi
kayipgalaksi
peki denizler tanrısı 😄
poseydon
poseydon
tamam o zaman var olan ve bulunamayan @kayipgalaksi 😄
kayipgalaksi
kayipgalaksi
bulunmak istemeyen desek daha doğru olur 😄😉
poseydon
poseydon
@kayipgalaksi bulunmak istemeyen kayip galaksi 😄😄😄👍