poseydon
poseydon
1 yıl
arzularımızın kölesi, düşüncelerimizin esiri, duygularımızın mahkumu değil miyiz hepimiz? belki biraz, belki daha fazla. peki o zaman bu hissizlik hissiyatı ya da durumu gerçekten var olan bir durum mu? belki sadece biraz ara vermek istiyoruzdur bilinç altimizda istemsizce ya da bile isteye. farkına varamadığımız gibi farklı olma çabası kendimiz olma durumuna baskın gelirken bu sayko delik hayatımızda, dünyanin evrene kafa tuttuğunu düşünüyoruz. ancak o da bir gezegen olarak sadece görevini yapmıyor mu, insanların bütün engel olma, değiştirme çabalarına rağmen. güneşe meydan okuyan bir yıldız veya dünyanın uydusu olan ay bir mücadeleye girmese tutulma denen olayını görebilir miydik gerçekten? her şeyin ve herkesin duyguları olduğunu düşünmek, düşüncelerini duymak, duyduklarını görmek, gördüklerini gecenin karanlığındaki bir tavuk misali yorumlamaya çalışan bir takım kişiler veya kişilikler kimin eseri ya da kimin esiridirler. kendilerinden ve gördüklerini sandıkları her şeyden başka kime hizmet ederler. İsyan edercesine bir karmaşa içinde bulunmak kimsenin yaratılışında yoktur. bu bir tercihtir. peki gerçekten doğru bir tercih midir? yaptığımız seçimler ve ilerlemeye calıştığımız yolların düz ve taşlardan oluşmadığını söyleyebilir miyiz? mümkün olanın imkansızlığı burada başlamıyor mu? ve imkansız olanın olma durumu? mucize insandan daha üstün müdür ya da insanın bu kurguya üstün olduğunu düşünebilir, hissedebilir veya söyleyebilir miyiz, bütün suskunluğumuz ve son demlerini çoktan yaşamış aynı zamanda da bir dinazor gibi bir veya birkaç meteora kurban gitmis insanlığımızı bir kenara bırakıp tarihin kayıp olan kitabelerinde anlatılan bir efsaneyi bilebilir miyiz, bütün bilgisizliğimiz ve tercihen cahilliğimiz ile yenildiğimiz ve hatta hiç mücadeleye girmediğimiz hakikatini göz ardi ederek yaralarımızı sarmasını umarak sığındığımız vicdan ve kendi muhasebe ve manav sisitemimiz ne kadar esnaftır ki hep biraz daha fazla satabilmek icin kendimizi kendimize, pazarlama konusunda çelişkili ve kafa karıştırıcı olmakla birlikte ikna kabililiyetini geliştirerek ya da sonuna kadar kullanarak mevcut olan durumu ya da bilgiyi ya da tecrübe veya her neyse işte bizi kendimizden bir kendimiz olduğuna hatta bazen daha da çok olup bir topluluk misali, yaparken son toplantımızı kendi içimizde yuvarlak ve sandalye sayısı bilinen bir masada ama belirsiz olan ben leri ve biz diye hitap ettiğimiz sayısı bilinmeyen küçük topluluğun hepsi bir aldatmadan, alçaklıktan, küstahlıktan, egodan ve öz güven diye sözü geçen, kendimizi diğerlerinden ayırdığımız ya da bu yönde çabaladığımız yeteneklerimizin, becerilerimizin farklı olmasi ya da aynı olması ya da bir olması bir fark yaratmıyor ki, kendimizi kandırmaktan başka bir şey yapmıyorken bu sahte bedenimizde ve kimliğimizde, ruhumuzu acılara, düşüncelerimizi anılara kurban etmekten başka.

Yorumlar

mimarlique
mimarlique
1 yıl
bence her şey kendi varoluşumuzun yetersizliğinden meydana geliyor.
zappingdegilsapping
yine sonuna kadar hak verdiğim ve acaba poseydon sırada ne patlatacak diye beklediğim bir yazı
4justice
4justice
1 yıl
güzel bir yazı olmuş 👍
poseydon
poseydon
1 yıl
@mimarlique bana kalırsa sorun var oluşumuzun yetersizliği değil biz insanların kendisini her şeyin ustesinden gelebilirmis gibi görmesinde sorun.