poseydon
poseydon
1 yıl
yeterince özgür olmadıktan sonra nereye gittiğinin, nerede olduğunun pek bir önemi olmuyor. hapsolmuş iken kaybettiğin kendine ve biraz var olan kendine mahkum olmuşken benliğinle ve ne yaparsan yap seni rahat bırakmayan duyguların ve düşüncelerinle ne kadar özgür olabilirsen o kadar yitirmez misin kendini istemsizce. ne olduğundan, kim olduğundan daha önemliyse ne yaptığın neden daha iyi, daha güzel, daha bir insan olmaya çabalıyor ki insan. mesele artık insan olmanın ötesinde diğerlerinin ne kadar işine yaradığından ibaretse kimleri ne kadar memnun edebilirsin ya da edebilir misin? kara bulutlar dolaşırken üzerimizde bir damla yağmura hasret, bir şimşeğin pariltisini bir umut kırıntısı sayabilecekken hani bir anda gün doğar güneş açar ama sen hep gecede kalmışken hep karanlık tarafa tutunmaya çalışmış ancak bunu başaramadığın gibi başardığın ve kazandığın her şey sadece bir kayıptan ibaret bir görüntüye ve yapıya sahipken ve önemini yitiren zamana değeri artarak katkı sağlayan benliğin bir mekan parçasının içinde bir zaman parçasına tutulup kalmış ve değişen düşüncelerin sabit olan düşlerini tüm versiyonlarıyla ön gösterime sunarken hep kamera arkasında kalmak ve asla değeri bilinmemek ve hiç değer bilmemekse her şey ve herkesin tutumu varlığın yaşamına ve dünya hayatına ait değil gibi geliyorsa bu kimin suçudur, kendini kaybetmiş ve benliginden yana şüpheye düşen bizden başka? boş veremediğin her şey bir boşluk gibiyse ve ve aslında pişmanlık kelimesine ger an yeni anlamlar ve olaylarla ilave yapabiliyorken kendine eğreti olmaktan başka ne yapabilirsin ki ya da neler yapmayabilirsin. yapamadığınız her şeydir bizi biz yapan, yaptıklarımız zaten görünmez bir çabadan oluşurken ve çabalarımız saçma hareketler kombinasyonu gibi algilanirken kendi seciciligimizden daha fazla zarar görme durumuna gelmişken umursamaz tavrımızı korumaya çalışıp ofkemizi yutup kinimizi hep kendi içimize kusarken ruhumuzun bizi terketmesi çok normal bir şeydir? kayıp ruhlar evrenine bir tanesi daha katıldığında çok iyi karşılanmiyorken bizim her hangi bir yer ve zamanda her hangi bir kimse veya kimseler tarafından hoş karşılanmamız tabiki beklenemez ve beklenmemelidir. zaten beklemek başlı başına bir yanılgı ve tamamiyle bir umut parçasından ibaretken ummak ve beklemek tehlikesini her daim sürdürüyor ancak sadece uman ve bekleyenlere. zaten diğerlerini hiçbir şey ilgilendirmiyor ya da öyle görünmek ve olmakta çok iyi bir düzeye gelmişler. İnsan herkesin hayatında bir şekilde bulunma yeteneğini gösterebilir ve sergileyebilir ancak herkesin anılarında bulunamaz, belki de kimsenin anılarında bulunamaz sadece kendini kandırmak için yeni alanlar bulduğu için bir sevinç kırıntısı gösterir. bu sevinçler ve kırıntıları da tehlikeli bir hal almaya başladığından zamanla ve bu tehlikelerden başka sonuna yaklaşacak hiçbir şeyi kalmayan kişi de bunlara tutunmaktan veya tutunmaya çalışmaktan başka bir şey yapamadığından bunlarla avunmaya devam eder ya da çabalar. avunmak kelimesine daha sonra değiniriz. yine de avuntularınızı kaybetmeyin, elbet lazım olur.

Yorumlar