oas
oas
1 yıl
tatile gelmiş gibiyim. ama nedense öyle de hissetmiyorum. birkaç gündür buraya dökülmek istiyorum ama dökülemiyorum da. nasıl döküleceğimi bilmiyorum. evet. ben bilmiyorum. o uzun yazıların sahibi oas bilmiyor. gerçi o uzun yazılarda genellikle saçmalamalar ile dolu idi ama olsundu.. yine saçmalamalarım ile başlamış bir yazı ve sonu nereye bağlanacak kimse bilmiyor. efendim başlangıç olarak beynimde dönüp duran düşüncelerin hiçbirini rayına oturtamadım. tamam onlar raylı sistem üzerinde gidebilecek bir araç değil ama sonuçta onların da düzgün bir şekilde hareket edebilmeleri için gerekli. beynimde de bir raylı sistem var. ama nedense kullanıma açamadık. hiçbir düşüncem, kendi rayında gitmedi. ya başkasının rayına geçti ya da kuş misali uçtu kafatasımın içerisinde. hal böyle olunca da pek dengede olduğum söylenemez. geldiğim gibi ayaklarımın içine ettim. onun acısını çekiyorum günlerdir. acı eşiğim yüksektir eyvallah da bunun acısı bir başka oluyor. sabah sırf onun yüzünden okula gidemedim. gidemediğim gibi de devam zorunluluğumun olduğunu öğrendim o derste. ne kadar güzel, değil mi? hava kapalı. cidden özlemişim bu havayı. bir de bazı anlatamayacağım duygularım var ki belamı ediyorlar. ağzımı bozmak istemiyorum, çok özür dilerim sizden. şu sıralar neden bu kadar çok "özür dilerim" cümlesini kullandığımı da bilmiyorum. hadi beni susturalım. hadi benim dilimi keselim. "bazen sessiz kalmak, kırıldığını göstermenin en iyi yoludur." demiş tomris uyar. aslında sessiz kalmak çoğu şeyi anlatır, anlayana. sadece kırılmayı değil de başka başka şeyleri de anlatır. ama bazen de bu sessizlik yanlış yorumlanır. böyle de bir riski var sessiz kalmanın. bu yüzden sessizliğin sonunda, o sessizliğin sebeplerinden bahsetmek gerekiyor. tabi sessizliğinizin sahibinin hafif bir farkındalığı mevcut ise. o farkındalık hiç yoksa, sizin de anlatıp diliniz/parmaklarınız yormanıza gerek yoktur. bunca zaman sonra değişmeyen düşüncelerimden biri de bu galiba. bir de hala başaramadığım fakat başarmak istediğim bir şey var ki o da bu düşünceyle birlikte hep aklıma gelmiş, oturmuştur yerine. sessizliğin hüküm sürdüğü gecenin karanlığı gibi bir siyahın içinde oturmak istiyorum. belki hafif bir keman eşlik edebilir. ama kendimle olayım. düşüneceğimi sanmıyorum, daha çok uyurum gibime geliyor. bir de karşımdaki rüzgar ve yağmur karışımı olan bir havayı izlerim. belki içlerine beni de dahil ederler. kim bilebilir ki? :/ güzel günler bizi bekliyor. güneşli olup olmadığını umursamıyorum. ama biliyorum, güzel günler gelecek. :) neyse minna.. ben şimdilik dizime geçeceğim. kyk ya hani, interneti biraz yavaş olduğundan diziyi durdurup, buraya yazmaya karar vermiş idim. bunun yanında yurtta da pek insan yok aslında. sabah birine sövebilecek hale gelmiş idim ama olsundu. uyuyan insanı sabahın köründe bir ütü için niye uyandırırsınız bre mübarekler? bu nasıl bencilliktir? alın yine dumur oldum. İnsanların sırf kendilerini düşünmelerine anlam veremiyorum. ben nasıl ki birinin uyuduğunu gördüğümde geri dönebiliyorsam, bir başkası da benim için yapabilmeli bunu. ama unuttuğum bir şey var, farkındayım. herkes ben değil, ben de herkes değilim. bu yüzden boşverip önüme bakıyorum. ne yapabilirim ki başka? İnsanlarla uğraşmak istemiyorum. çünkü anlamayacaklarını bilmek bunu gerektirir. :d özlemişim yalnız başıma uyumayı. yalnızlığımla şarkılara eşlik etmeyi. farkındayım pek de yalnız sayılmıyorum şu anda. sonuçta çoğu şeyini bilmediğim bir "ben" mevcut yanı başımda. onunla pek iyi anlaşıyoruz şu sıralar sanki ki gitmiyor yanımdan. herkes bir gün gidecek yanınızdan ama hayat devam edecek. sizi bırakmayan bir benliğiniz mutlaka olacak. eski siz yeni siz diye dönemlere ayırıyorsunuz kendinizi ama aslında sadece "siz"siniz. eskisi yenisi yok. bazı şeyler yaşamanızdan dolayı öncelikleriniz ve davranış şekliniz bir parça değişiyor. bu demek değil ki siz kökten değiştiniz. hala içinizde bir yerlerde bekliyor değişen şeyleriniz. yine ne saçmaladım acaba ben? sanırım bu konuda kendimle de çelişebilirim. bir tarafım bunları yazarken, diğer tarafım sesini duyurmaya çalışıyor. muhalefet olacak anlaşılan. :d ama ben ne yapıyorum? hande yener-deli bile şarkısına eşlik ediyorum. şimdi ise onu durdurup, şu dizime döneceğim. kitap siparişlerimizi verdiğimizde yavaş yavaş başlayacağım ders çalışmalarıma. bakalım yeni oda arkadaşım nasıl olacak? hakkında pek de hoş şeyler duymamam ile birlikte ön yargılı olmamak lazım insanlara veyahut da başka şeylere karşı. o yüzden sabırla bekliyorum. İçeriden bağıra bağıra "milletin düşüncelerini kabul et ve onların dediklerine göre hazırla kendini" diyen bene karşı sabırla bekliyorum. görüşürüz hanımlar, beyler, merdivenden kayanlar. bundan bir önceki cümlem ile her zaman ilkokul yıllarım aklıma gelir.. neyse ben gideyim. yoksa uzayacak da uzayacak.. :d

Yorumlar

unni
unni
1 yıl
ben okudum oas sen digerlerini bosver 😒