poseydon
poseydon
kendi davranışlarımın anlamsızlığından şikayetçi değilim, olmamalıyım da ancak nedense bazı şeylerin acısı asla geçmiyor. sürekli yitirmekte olduğum hayatım kurumuş çiçeklerden oluşan bir çelenk misali kendini büyütürken elimde hiçbir şeyin olmadığını hatta kolumun ucunda bir elimin bile olmadığını fark ediyorum. bazı kelimeler bazılarından daha güçlü oluyor nedense ve bazen iki kelimeyi bir araya getirmekte oldukça zorlanıyor insan. hatta bazen imkansız oluyor, boğazında düğümleniyor bu sözler insanın. bir kaleme muhtaç bir defter edasıyla sürdürdüğüm bir hayata mensubum ve nedendir bilinmez bazı insanların hayatları gözlerinin önünden geçmiyor. geriye kalan bir birikinti olan anılar, süratle ilerleyen bir aracın dağıttığı, yok ettiği bir su birikintisine dönüşüyor bir yolun ortasında. öyle bir yol ki bu üstüne o sudan bir damla bulaşabilecek herhangi bir insan barındırmıyor ve bulundurmuyor. artık yazmasam diyorum ancak düşüncelerime başka nasıl hakim olabileceğime dair hiçbir fikrim yok. artık kör bir uçurum olan duygularımın esaretinde geriye dönüşü olmayan iki tarafı kapalı bir sokakta oluveriyorum ve bu sokağa açılan herhangi bir kapı veya pencere yok. issızlığımın ortasında öylece bakakalıyorum bilmem kaçıncısını yitirdiğim kendime. İnsan, kendi olmaktan her an nasıl bu kadar uzaklaşabilir gibi saçma bir soru kurcalıyor aklımı ve ben bu soruyu her halükarda yanıtsız bırakıyorum. her şeyi yapmanın acısı hiçbir şey yapmamanın, yapamamanın acısına ve hüsranına dönüşüyor hemen. artık herhangi bir şeyi kendime yakın hissetmiyorum, hissedemiyorum. umursayamadığım her söz, büyük bir umursamazlıkla yaralarını açmaya devam ederken ruhuma her şeyiyle köle bir işçi topluluğu oluveriyor. İçimi kurutan bir damla suya hasret bir şekilde gözlerken sonumu, sonum çok öncede kalmış ve sonum hep yeniden doğmuş sürekli toprak atarken üzerime. kuyumu kazmaya gelen bir fare misali çırpınışlarına devam ederken varlığım gözlerim bu duruma feryat ediyor ve gözlerin feryadı hiç bir şeye benzemiyor. rahatlatmıyor ve hep daha fazla acıtıyor. masamdaki yanmayan muma gözüm takılıyor ve pek bir soğuk bana karşı benliğim. sanki insanlığın son demlerini yaşıyormuş gibi insan, her şeyin bir ahlaksızlığa dönüştüğünü göz ardı edecek kadar alçalmış ve bazı durumlarda her şeyin olabileceğini, yapılabileceğini ve anlaşılabileceği, anlayışla karşılanabileceği gibi bir düşüncenin esiri olduğunun farkına varmıyor, bütün özgürlüğüyle.

Cevaplar

poseydon
poseydon
@snorlax güzel yazmışsın ancak şöyle bir durum var bana göre hayatta olmakla yaşadığını hissetmek, yaşamak aynı şey değil ve hissetmek için elbette beraberinde mutlu olman gerekiyor.