poseydon
poseydon
kafam karışık, düşüncelerim allak bullak, bedenim yorgun, kalbim ritmini unutmuş, yerini bilen onurlu cümleler tek tek yitip gitmişler dudaklarımın arasından. anlaşılmayı beklemek, anlaşılmaktan daha zor bir hal aldı çoktandır. zaten hep farklı, çoğunlukla yanlış anlaşılmışlık var üzerimde. ne istediğimi bilmiyorum. ne isteyeceğimi hatta nasıl isteyeceğimi bile bilmiyorum. geçmişten arta kalan bir mutlu olmuşum çoktandır. ve nedense insana geçmişinden pek bir şey kalmıyor. gelecek zaten belirsiz, şimdi ise anlamsızlıktan ibaret. ne diyeceğimi, hangi kelimeleri kullanacağımı, nasıl konuşacağımı bilmiyorum. kaç zamandır avuntulara sığındığımın hesabını bilmiyorum, tutmuyorum da zaten. artık zamanlarındayım kendimin, hayatın ve insanlığın. peki kim yaşamış istediği gibi, kimin sahip oldukları yitirdiklerinden daha önemli olmuş. kurgu ile gerçeklik birbirine karışmış bir halde esir almışken bizi, biz aldanmalarımıza devam ediyoruz. hep önce kendimizi ve hep kendimizi. kendini ararken ruhunu kaybeden ve ruhunu ararken kendini kaybeden ve nedense hep bir şeyleri kaybeder bir şekilde bulurken benliğimizi, hep durumların arkasına sığındığımızı ve ancak onları bulabildiğimizi fark ediyoruz, çoktandır eksilmeye başlayan ve yok olmaya yüz tutmuş benliğimiz göz kırparken yüzümüze yüzümüze, her mimik bir hakaret anlamı taşırken en çok bize, ışıklar anlamsızlaşıp insanların arasından soyutlarken varlığımızı soyut olmuşuz bütün somutluğumuzla. eğer herhangi bir şeyin olmasının bir önemi varsa olmamasının da bir önemi yok mudur?

Cevaplar

snorlax
snorlax
çok basit düşünelim o zaman ve şöyle diyelim. lunaparkta hızlı trene binmiştim ve hayatımda unutamadığım bir mutluluk ve heyecan yaşamıştım. bu bir yanılsama mı söylediğine göre.ya da kendimi ona mı şartlandırdım ve kandırdım kendimi. şimdi bunu başka şeylere entegre edelim. İnsan bazen rüyasında gördüğü şey uyanınca bitti diye üzülebiliyor. o derece güzel oluyor ve mutlu hissediyor. hatta uyanınca gülümseyebiliyor. yani ben yaşadım böyle bir şey. başka insanlara söylediğim şeyleri (bir tanesi üzerinden konuşmam gerekirse) ben de yaşadım ama dışarıdan göründüğü kadar kolay olmuyormuş bunu fark etmiştim. İnsanın yaşaması gerekiyor. nitekim ben de onun gibi doğruyu bildiğim halde yanlışa sürüklenmiştim. ve mutsuz olmuştum. keşke söylediğin gibi mutsuzluğu tatmış olma düşüncem de beni yanıltsa ama ikisi de hayli gerçek oluyor bana göre. benim asıl sorum ise şu olacak. hani dedik ya dışarıdan konuşmak, fikir vermek daha kolay oluyor diye. benim de kafamın içinde bir düğüm var ve ben iteledikçe daha da sıkıştı, artık devam edemiyor. bunun çözülmesinden başka bir oluru kalmadı. sence nasıl çözebilirim bu düğümü? günaydınlar diyeyim bir de :)