poseydon
poseydon
bir dokunuşa özlem var içimizde, benliğimizde.önce anlamsız ve çelişik düşüncelerin ardında saklamaya ve görmemeye çalıştığımız bir şey bu. sonra her şey gibi kendini cesareti ve düzeyi ile belli eden bir şey. belki kıyıya vuran ama yaşayan balıkların intihar özlemi gibi bir şey. belki bir köpeğin sahiplenişi gibi bir kediyi. nasıl bu kadar uzak ve bağıntısız olduğumuz düşüncesine yenik düşebiliyoruz insan olarak önce ve soyutlayarak kendimizi yaşantı kırıntılarından. bıraksak kendimizi ölü bir akvaryuma değil de canlı bir okyanusa hatta bütün okyanuslara. dokunmak değil de hissetmek önemli olsa mesela bizim için ve kanımızla değil de duygularımızla kardeş olsak insanca. İlla akacaksa bir kan zaten bu görevi kalp yapmıyor mu hep içimizde. İnsan ki hep içine kanayan ve kendine açan yaraları. sıradanlığın ya da normalliğin bir mükemmeliyet durumu olmadığını ne zaman anlayabileceğiz? ve mükemmeliyetin sıradanlıktan ibaret olmamakla birlikte içinde çokça kusur bulundurduğunu görebilecek miyiz sahiden? gözlerimizi kapatsak hep birlikte bir akşam üstü, gece mi daha büyük karanlık mı bir görsek ya da duysak veya hepsini ve her şeyi bir kenara bırakıp öylece hissetsek. bireysel ya da toplumsal kuvvet yarışlarında aramasak huzuru ve güçlü olanın inanç ve düşünce olduğunu sorgulasak bir kez daha ya da en azından bir defa. varoluşsal kaygılarımızdan anlık olarak ayrılabilsek ve farklılıklarımızın farkına varmasak bir müddet. İnsan eğer insansa insanı hissetmeli insanlığında.

Cevaplar

anonim
anonim
öncelikle farklı bir anonim olduğumu belirtmek isterim. ben de kelimelerin gücüne inanan sınırlı sayıda kelime ile sınırsız sayıda anlam ifade edilebileceğine inananlardanım. süslü anlatım tarzı, gereğinden fazla betimlemeler, vurgusuz devrik yapılar cümlelerin yapısını bozmakla kalmıyor aynı zamanda verilmek istenen mesajın ifadesini de zora sokuyor. burada amaç edebiyatsa anonim arkadaşa katılıyorum. buradaki amaç dışarıdan epik kaygısı güdülmüş gibi görünüyor. öyle değil derseniz de anlaşılmak istenmek istediğiniz için bunu yazdıysanız, iletişim kanalınızın anlaşılır olması gerekmez mi? nerden tutsan elinde kalıyor. bence burada çok güzel eleştiri yapılmış. bu eleştirinin argümanları var ve anonim arkadaşımıza saygılarımı sunuyorum. eleştirisine katılmayanların yazılarını da inceledim, aynı hastalığa tutulmuş birisi var içlerinde. İşin içerisinde yazın varsa bunun da kuralları olacaktır. her şeyden öte dil bilinci olmalıdır. cümlelerin süslü yapıları anlamı derinleştirmez, aksine anlamı boğar ve verilmek istenen ifade anlaşılmaz. nereden bakarsanız bakın başarısız olur. normalde böyle toplara girmem ama yerinde bir eleştiri buldum. bu eleştiri sana yapılmışsa bu kadar kişi arasından poseydon daha iyisini yapabilmen içindir. birileri bana taktı mantığını da hiç beğenmiyorum. bu, bazı davranışları reddetme ve kendinde aramak yerine birilerini suçlamaktan başka bir şey değil. hepimiz eğitimli insanlarız eleştirel anlamda olgun olmalıyız.