poseydon
poseydon
karamsardır benliğim, iç sesim, ruhum. ne kadar olumsuzluk varsa yaşatır düşüncelerimde. ne kadar çok yaşatırsa o denli yitirir mutluluğunu anıların. anılar ki yaşantıya hasret, özlem duyar yağmurlu son bahar günlerine. büyümek ister küçük bir çocuk misali düşüncesinde. mesela kahve içmek gibi meziyetleri olsun ister küçücük varlığında. yasaktır, yaşamanın mutlu halleri kuytu köşelerde, rutubetli duvar diplerinde. tahtalarında böcekler gezen, çatısından su sızdıran düşler içinde elbetteki kırıklıklar da olacaktır kocaman dünyasının ufacık penceresinde. sokağa saçılan ışığını hapsetmek ister odasının korkudan bakamadığı köşelerine. korkular ki yaşayan bedenleri yıldırır ve yaşatır, ilk ürpertisi gibi kış soğuğunun ılık bir su beklentisi ruhun. dinginliğinde can bulabilmek için inadına gülümsemeye çalışır, kahkahalar atar ciddi durumlarda. selam verir çöp toplayan adamlara, hatta hal hatır sorar, iğrenmeden bulamadığı sevgiyi ilgi ile gösterir dokunarak. üşümüştür elleri, buz tutmuştur parmakları ancak dokunuşu ısıtır sanki bütün dünyayı. bulutlara bakar, izler onları, gözleriyle takip eder gökteki kuşları. belki daha yaşayamam diye düşünür geceleri. bazen ölmek bu kadar zor, sancılı ve geç olmasa diye geçirir içinden. ölümler can bulur ruhsuz bedenlerinde insanoğlunun. sonra öğrendik ki kayıp ruhlar da ölürmüş sessizce. bir yıldızın sessiz bir şekilde ışığını yitirmesi gibi yok olurmuş benliğinde. kaybettiğimiz duygularımızın esiri, hayal kırıklıklarımızın kırığıyız ve düşüncelerimizin çelişkisiyiz varlığımızda. kırıklıklarımız sadece hayallerimizden ibaret değil, sanki her an yaşıyor gibi en kötü senaryosunu hayatın, kimsenin oynamadığı bir oyun oluyoruz sokak aralarında.

Cevaplar

heracles
heracles
siirine kurban oluruz reis kralsin
darkpassage
darkpassage
aynen şiire devam. böyle adamlara ihtiyaç var.