poseydon
poseydon
11 ay
bir felaket görüntüsü düşüncemde ve hep yanlış yapabilmenin acı gerçeği ile karşı karşımda kendimle oturup söyleşmeye başlıyorum kaçamak sözlerle. ardı ardına gelmeyen sözlerle bir bütün oluşturmaya çalıştığım cümlelerde kayboluyorum ve yitiriyorum en saklı duygumu bile. körelmiş bir şeyler var içimde öylesine bir oyuna davet eden çocuk mahsunluğunda sanki başka hiçbir oyuncağı yokmuş gibi kendine güvensiz ve mahcup bir şekilde duyulmayan bir ses ve mızıkçılık yapmaya çok hazır bir şekilde birkaç kelimeyi atıveriyor dilim dudaklarımın arasından. görmek istemediğim ne kadar şey varsa bir şekilde görmüş bulunmanın sanrılı acısı eşliğinde katlanarak büyüyen bir kar topu gibi yuvarlanarak düşüyorum en yüksek tepesinden dünyam bile diyemediğim puslu gezegeninde yaşantımın. ne kadar saçmalık varsa hep en önde ilerliyor ve asla yenik düşmüyor mantıklı olan herhangi bir şeye. bir ağacın en acı meyvesi gibi bütün güzelliği ile parlıyor tehlike arz eden düşüncem. 'ne yaptıysam kendime' diyebilmek için bir müddet bekledim ve gene söyleyemedim üç kelimelik bir cümleyi. kurtaramadığım bir iki şey var ve kurtardıklarımın hepsi ya intihar etti bir savaşta ya da uçurumun kenarında beni bekliyorlar atlamak için. en acısını yaşatmak için bana, benimle beraber gelecek en acı olanı bekliyorlar ve asla bakmıyorlar ardına. sinsice sırıtıp son adımlarını atıyorlar ve kahretmeye devam eden acı bir duygu yumağına dönüşüyorlar anında. nasıl yazılacağını bilmediğim sanrılı şeyler geçiyor aklımdan ve bastırıyor duygularım bu dile gelmeyen düşünceleri. kendi kendime bile söyleyemediğim o kadar çok şey var ki konuşmanın büyüsüne kapılamayacak olmanın da bir hüznü beliriyor içimde. mutsuzluk sanki günün bir öğünüymüş gibi bir hayat geçiriyorum yaşantımda ve en acı meyveyi hep ben koparıyorum dalından ve bir açlık olacak ki içimde sonuna kadar tüketiyorum zehir gibi bir tada sahip olan bu meyveyi. saatler geçiyor durgun zamanında gökyüzünün ve kelebekler her gün biraz daha azalıyor çiçeklerin çevresinde. çiçekler de zaten kurumuş ve kurumakta geçen saatlerle birlikte ve yitiriyor canlılığını gözümün önündeki doğa.

Yorumlar