poseydon
poseydon
dakikar süren bir yolculukta, yıllar süren bir özlem var içimde. sanki her şey kendisini yitirmiş gibi bir yok oluş var, varlıkla ters düşmek istercesine. fikrim titriyor, ürkek düşüncelerim ve korkak duygularım arasında. yapacağı her şey boş bir çabadan ibaret olan yalnız, küçük ve silik bir bulut çaresizliğinde sürdürürken hayatımı, yaşamak, bir yıldızdan daha uzakmiş gibi bir izlenime kapılıyorum ve susuyorum kendime bile. cesaret edip dile getiremediğim düşüncelerim kuytu bir köşesinde bekliyor tavanın ve rutubetli duvarın. her yerini böcekler basmış eski ahşap bir ev gibi her gün daha fazla yitirirken kendimi, darbe sayılamayacak bir dokunuşla yerle bir olmak işten bile değil. sanırım bu sebeple kendimi kendimden bile korumaya çalışıyorum ve nedendir ki asla başaramıyorum. ve başaramadığım şeyler git gide fazlalaşıyor düşüncelerimde bile. zannediyorum ki böyle yavaş yavaş öleceğimi düşünürken ölümün bile en hızlı olanını tecrübe edeceğim. sonuçta tecrübenin tecrübe olabilmesi için acı vermiş olması ve hayal kırıklığına uğramış olmak gerekiyor değil mi?

Cevaplar

mavideniz
mavideniz
@poseydon ilk ve son cümlen çok güzel dökülmüş yüreğinden:)