poseydon
poseydon
1 yıl
yapraklarını dökmüş dikenli bir akasya ağacı gibi sürdürürken hayatımı, bakışlardaki çekingenlik ve davranışlardaki eksiklik istemsizce gözüme çarpıyor. ancak kimseyi suçlamak gibi bir niyetim de yok, olmamalı da zaten. yaklaşmaya, dokunmaya çalışan herkesi bir şekilde yaralamış ve zarar vermişken mevcut kişiliğim, söz ve davranışlarım neticesinde, bu durum bile benim hak ettiğimden fazlaymış gibi bir hisse kapılıyorum. yıldızların donattığı gökyüzünün altında, ağaçları okşayan ve dalları dans ettiren rüzgar esliginde, durgun zamanında yeryüzünün bir toprak parçası arıyorum beton yapıların arasında gözlerimle. kuytuda kalmış birkaç yıldız ilişiyor gözüme ve ayaklarım üşüyor mermer zeminde. bir koltuğa oturup gece ile birlikte daha da karanlığa gömülmüş ağaçlı dağ görüntüsüne bakiyorum ve hep yanlış tarafta arıyorum denizi. bir yol gösterir diye baktığım yıldızlar içinde hangisinin doğru yönü gösterdiğine karar veremiyorum. belki bu yüzden uzaklaşıyorum kendimden. eksik veya hiç olmamış bilgiler eşliğinde aradığım karınca yuvaları gözüme gözükmüyor ve bekliyorum gelmeyecek günün doğmayacak güneşini. bir şeyi beklemek için belirsiz olması gerekmez mi zaten? kim kesin olan bir şeyi beklemiş ki? gelecek birini veya bir şeyi beklemez kişi sadece kavuşmak için gün sayar ve bu durum bekleyenler için geçerli değildir. geçerliliğini kaybetmiş duygular eşliğinde kalbimizin ritminin değişmesini bekliyoruz ve ritim bozukluğunu bir sevinç sanarak ağırlaşıyor göğsümüz yanlış zamanda çarpan bir şimşek yavaşlığı'nda.

Yorumlar