poseydon
poseydon
farklı kapılarından içeri girdiğimiz bir kitapçıda gözlerimiz birbirine denk geliyor ve sanki kavuşuyoruz bakışların kısalığında uzunca bir süre. sanki zaman yavaşlıyormuş gibi bir şey oluyor ve gözlerimiz ayrılığı kaldıramayacak kadar kırılganlaşıyor. farklı yönlerinde gezindiğimiz ve kitaplar arasında kaybolduğumuz zamanları farkında olmadan geride bırakıp, belirsizce yan yana geliyor ve aynı tozlu raftaki farklı kitaplara uzanıyor ellerimiz, birbirlerine yakınlığından şikayetçi bir uzaklık içerisinde, bir dokunuşa özlem duyarcasına kendi içlerinde. anlam veremediğim bir konuşma hissine kapılıyorum ancak dilimin tutuklu ihanetine uğruyorum . bütün bunlara rağmen yapabildiğim tek şeyin, senin birkaç dakika incelediğin bir kitabı almak dışında bir şey olmaması yaralıyor duygularımı, çoktan hüzne kapılmış düşüncelerim ve ritmi değişmekte ısrarcı olan kalbime rağmen. unutuyorum aradıklarımı ve bulduklarımdan, karşılaştıklarımdan gayet memnun bir şekilde devam ediyorum bulutlu günüme karaltılı gökyüzü ile. çoktan kararmış olan ruhum, bir yıldız kayması hızında kısacık bir parıltıya kavuşuyor ve yitirmesi de o kadar hızlı oluyor ki hayal kırıklığı yaşayacak zamanı bulamıyor, şimdisinde bile. geçmiş, zaten yürek burkan tarafı ile kovalarken şimdiyi, gelecek belirsiz bir suretmiş gibi karanlığını koruyor buğulanmış camın ardında. kapatıyorum gözlerimi ve bir müddet bekliyorum nedensizce. sonra, biraz zaman sonra açıyorum gözlerimi ve hiçbir değişiklik bulamıyor gözlerim karanlık yaşantımın puslu görüntüsünde. geceler aynı, insanlar hüzünlüyse aynı ya da acı çekiyorsa yağan yağmurun altında hep aynı müzikle. çiseltiye meydan okuyan bir köy çeşmesi gibi sürekli şırıldayan ve oluk oluk dolan sığ kuyusunda sürekli vıraklayan kurbağalar eşliğinde dahil oluyorum aynı gecenin farklı hüznüne, acıların zamanla çoğaldığı ancak etkisinin azaldığından muzdarip olan haline ve mutlulukların yitirildiği karanlığa. eşlik ediyorum son ses çalan müziğe bütün sessizliğimle ve hep içimden konuşuyorum. çünkü insan kendisinden başka kimle konuşabilir ki bu kadar açık ve yalın bir şekilde. her şeyi anlatabildiği bir kendisi oluyor insanın ve nedense zamanla kendisi de usanıyor kendisinden.

Cevaplar

maviseverr
maviseverr
defalarca ,defalarca okudum, sanırım hiçbir yazıdan bu kadar etkilenmemiştim
lenda
lenda
şöyle uzun edebiyat yapabilenlere hayranım abi nasıl düşünüp yazıyorsunuz
poseydon
poseydon
@lenda düşünmek biraz geri planda kalıyor, hissederek yazmaya çalışıyoruz.