poseydon
poseydon
her şey soğuk, o kadar soğuk ki bir buz kırılganlığında geçiyor günler insanlar arasında. sessizce yanlışını dinleme yanılgısına kapıldığım her şeye sakince dahil olmaya çalışıyorum ve gördüğüm doğruları hatırlamaya ve paylaşmaya çalışıyorum her cümlede. bazen o kadar sakin kalıyorum ki sakinliğim beni tedirgin ediyor ve sanki biraz yıpranıyorum böylece. işıkları kapayıp geceyi izlediğim saatler de bir karanlık hakim oluyor bana, odama ve şehre. çeşitli kent görüntüleri ardında bir şeyler arıyor ya da görmeye çalışıyor gibiyim ancak çabalarım sonuçsuz kalıyor gibi hissediyorum. peşinden gitmeye ve yol almaya çalıştığım farklı hayaller ve idealler arasında bir karmaşaya karışıyorum ve sanırım bu utanç verici bir korkaklık barındırıyor içinde. düşünüp durduğum saatleri oluyor gecelerin ve hep aynı yerde farklı düşüncelere kapılabiliyorum. özlediğim yaşanmışlıklar, acı verici bir sevinçle sırıtıyor ve sanki biraz alay ediyor benimle. belki kendimi bu kadar kendimden uzakta hissetmesem değişik bir özleme katılabilirim gibi bir his kırıntısı var içimde. kırıntılarla avunmakta zor olabiliyor soğuk gecelerde ve elleri üşüten bir tarafı oluyor nedense. birkaç kelime daha konuşsam suskunluğum sona erecekmiş gibi geliyor ancak hangi kelimeyi seçsem hep yanlış tarafından vuruyor düşünceme. geçmiş bütün kışlardan bir soğukluk var sanki dünyada ve insanda. oturup sessizce ölümü düşündüğüm vakitler henüz sona ermedi ve sonu belirsiz ve anlaşılmaz bir gösterinin sadece perdesini açmak gibi bir şey oluyor bu kadar çok düşünmenin az olan sonuçları. umursamak istediğim şeyler varlıklarını çoktan yitirmiş sanki ve sanırım insanların gülümsediği o beyaz soğukluk birkaç ömür önce tüketildi. elde kalan hatıralar ve hep yanlış ve yetmeyip eksik yorumlanan konuşmalar bir sohbet havasından çok uzakta. İnsana bu kadar şeyden geriye kalan belki bir bardak sıcak çay, kahve, birkaç şiir ve sadece özeti eleştirilen kitaplar. sessiz bir müzik kadar yetersiz ve bilinçlerde anlamsız bir senfoni gibi süregelen yaşam sadece bir hayat kırıntısı gibi geçiyor kısıtlı zamanında insanın, insan soyunun ve dünyanın.

Cevaplar