poseydon
poseydon
hafif esen rüzgarda çatlamış dudaklarımla mırıldanıyorum. İstemsiz birkaç kelimeden daha donuk ne olabilir ki buz kesmiş bir sokaktan başka. titreyen alevler görüyorum ve ölümsüz yanı olan şeylerin can çekişip, ıstıraplar içinde boğularak bilinçsiz kaldığını. farklı yollarda karşılaşmış iki insan kadar alakasızım kendime karşı. yaşamak insanın yapamadıklarından ibaretmiş gibi oluyor bir süre sonra. sömürülmüş bir toprak parçası kadar ıssız ve çorak oluyor her şey. İnanamıyorum. bazı isimlerde kendi adımı arıyorum ve nedense adım yazmıyor hiçbir kitapta. yitirdiklerinden ibaret olan insanlarla saniyelerce konuşuyor ve asla bakmıyorum yüzlerine. zaten her şeyi yitirmiş bir insanın yüzüne bakmak kendi aksine bakmak gibi bir şey oluyor ve nedense çoğu insan gibi yarını umutla bekliyorum. ve zaten yarını beklemekle bugünü kaybediyorum. gülümseyen bir tarafı oluyor bazen yüzümün ve ne tuhaftır ki dudaklarım ardına gizlenmiş dişlerim ışığa karşı duyarlı bir hale geliyor. mat bir maviliğe dalıyor gözüm, yeşilliğinde kaybolduğum bir deniz acemi ellerden çıkma taklit bir resim kadar anlamsız ve ilgisiz. gözlerimi ovup bir süre bakıyorum ve sanki bir hayal kırıklığı kadar gerçekmiş gibi hissediyorum her şeyi. beklentiler arasında beklediğim uzunca bir sürenin sonunda beklentiler arasında kaybolduğumu görüyorum. durmaktan uzak bir tavırla hareket ediyorum ve sanki bir şeylerden kaçtığım gerçeğinin aksine bir şeylerin peşinden koşuyormuş gibi geliyor bana. ezilmiş bir ağaç kadar ilgiliyim hayata karşı.

Cevaplar

taeyang
taeyang
serçe esen rüzgarda saçlarımın yanaklarımı okşamasına izin veriyorum. gözlerimi kapattığımda kendimi hep dibini göremediğim bir uçurumun başucunda buluyorum. rüzgara meydan okuyor asi ruhum ve o boşluğa hayatta yaşadığım ne varsa peşimden sürükleyerek atlamak istiyorum. İzin veriyorum ruhuma ve tek bir sıçrayışta beraberimde ne varsa kendimle alıp karanlığın kollarına doğru amansız bir yolculuğa başlıyorum. kimseyi düşünmek istemiyorum çünkü düşündüğüm ne varsa hayal kırıklıklarıyla dolu bir kutuda ruhumun en ücra köşesinde eski bir sandığın içinde hapsedilmiş. kendi düşüncelerimle yaşamama izin verilmeyen bu dünyadan gitmek hiç yere çarpmayacağını bildiğin bir boşluğa atlamak kadar özgür hissettiriyor. koyu bir griye boyanıyor tüm zihnim ve sanki kurallarını bilmediğim bir oyunu oynamaya mahkum edilmiş bir çocuk gibi çaresiz hissediyorum. zihnimin hayal ile gerçeği ayırt edemediği buğulu bir anda gözlerimi açıyorum ve etrafımdan geçen insanların arasında öylece hareketsiz durduğumu görüyorum. kimsenin beni anlayamadığını bildiğim o dakikalarda aslında ruhumun kendi içimdeki boşluğa düştüğünün farkına varıyor ve yıllarca içimde dipsiz bir boşluğun ağırlığı altında yaşamanın yükünü hissediyorum. bana dokunmadan geçip gidiyor hayatımdan insanlar ve o anın aslında hayatımın kısa bir özeti olduğunu biliyorum. sayfaları ne ile dolduracağımı bilemeyecek kadar ilgiliyim hayata karşı.
anonim
anonim
"...ve nedense çoğu insan gibi yarını umutla bekliyorum. ve zaten yarını beklemekle bugünü kaybediyorum..."
tanımadığım insanların yazılarında, kitaplarında kendimi bulmayı çok seviyorum, bu yüzden siz de hep yazın ve kitaplarla edebiyatla yani güzelliklerle kalın..
poseydon
poseydon
@taeyangGarip bir hüzün kaplıyor içimi ve durduğum yerde bir süre düşünüyorum. düşünüyorum, insanları ve anıları. hangisinin daha kalıcı olduğuna dair bir bahse tutuşuyorum kendimle sonrası içinden çıkılamayacak bir duruma teslim ediyor kendini. İnsanların anılarda ve hayallerde bir araya geldiğine dair düşüncelerim güç kazanıyor geçen zamanda. peki kim bugününü yaşamaktan sayabilir tam olarak?
poseydon
poseydon
@anonim_bayan bir insan için hayatı çoğullamak kitaplarla mümkün olabilir düşüncesindeyim. bu sebeple sizde kitap okumaya devam edin.
poseydon
poseydon
@taeyang bu bir bildirim düzeltmesi daha doğrusu yenileyip düzeltmesidir. :)