poseydon
poseydon
kimsesiz bir sahilde ıslak kumlar üzerinde ayak izlerimi bırakarak ilerliyorum. kendine ait olmayanları kusan denize bakıyorum. soğuk bir sertlikle esen rüzgar uzun süredir tek başıma yapamadığım bir şeyi yapmama müsaade ediyor ve süzülüyor gözlerimden birkaç damla göz yaşı. silmiyorum yaşları öylece kuruyorlar göz çukurlarımda yine rüzgarın etkisiyle. önüm sıra uzanan sahipsiz ayak izlerine takılıyor gözlerim ve o izleri yutan kovulmuş sulara. upuzun sahilde gözümün aldığınca yalnız olmak biraz ürpetti içimi. ne tuhaf halbuki hep görmek istediğim bir görüntüydü bu. vakitsiz dinlediğim şarkılar beni dalgaların ötesindeki sessizliğe götürdü ve kısa bir anlığına dahi olsa uzaklaştım şehrin samimiyetsiz gürültüsünden. aradıklarım sanki kaybettiklerimde saklıymış gibi bir düşünce daha doğrusu bir hisse kapıldım ve sanırım kendimle baş başa kalmak biraz sıkıcı bir durum oldu benim için. sessiz, sakin, hüzünlü ve dalgalı bir güne veda ederken sessizliğimi korumaya çalıştım ancak ne yaptıysam susturamadım içimdeki yüksek sesli gerilimi. olmadığım, içinde bulunmadığım trajedileri uzaktan izlemeye devam ettim bir süre daha zaten sonrasında neler olduğunu tam olarak hatırlamıyorum. sahipsiz bir hayvan önümden bezgin adımlarla geçerken kısa bir anlığına dalgın gözlerle baktı bana. ardından ölü adımlarla devam ettik yalnız sahilde yürümeye. nedense bir ara bacaklarımın titrediğini anımsıyorum tam olarak nedenini bilmemekle birlikte soğuğun da etkisi olduğunu düşünüyorum. yalandan ayakta durmaya ve güçlü kalmaya ya da güçlü bir izlenim vermeye çalıştığımız bu hayatta bazen gerçekleri saklamak gibi şeyler yapıyoruz. çünkü bazı gerçeklerin kimseye faydası yoktur.

Cevaplar