poseydon
poseydon
7 ay
yaşamakla değil de yaşantılarla avunmaya çalıştığımız olaylar silsilesi neticesinde kurtulamadığımız ve ne yaparsak yapalım kendini unutturmayan hatıralar bir yerinden bıçaklıyor hislerimizi. bir düşünceye tutunup ilerlemeye çalıştıkça geriye pek bir şey kalmadığını ve her şeyin aslında geçmişin bir gölgesi olarak yanı başımızda seyir ettiğini bilmek, anlamak, farkına varmak acı verici. bir denizin dibine vurmuş acılarımız karanlık, soğuk ve boğucu. İnsanlar azalıyor sokaklarda ve adı konulmamış bir sokak kalıyor geriye. üzgün olduğumuz saatler hatta günler varlığını sürekli koruyan bir şey hayatımızın bir köşesinde ve duygu yoksunlukları arasında kaybolduğumuz vakitler, kanayan bir parmak kadar göz önünde ve acısız. kanla doğrulan ve kanla doyulan bir hal almış dünya ve yaptığımız her şey daha fazla acı getiriyor sonucunda. bu gidiş yolundan bile kabullenebilecek bir şey değil. cevaplar yetersiz sorulara ve çözümler hep sonradan problemlere. vakitsiz bir çözümden daha kötü olan sanırım bir problemin olmayışı olabilir. olmamak gibi bir araya gelemeyen her şey ölü bir kimsesizlik ile yakıyor hislerimizi. artık daha ne kadar dayanabilirim diye düşünmekten vazgeçip daha ne kadar devam edebilir bu durum diye düşünmeye ve ne kadar düşünsem de düşüncelerde bile bir sonuca varamadığım düşünsel bir varlık kurcalıyor bilincimi en hassas yerinden. özlem duyulan her eşya ve her insan bulunamayanlar listesinde yerini almış ve zaten yalnız sayılırız acı çekmekle. her gün yanımızda bulundurmayı ihmal etmediğimiz mutsuzluk bile umudunu kesmiş bizden. çelişik birkaç cümlenin ardından sona yaklaşılan bir günden başka hiçbir şey kalmıyor önümüzde ve geçen bir gün hiç olmamış gibi daha önceden yapılan ve hep hatırlanan şeylerle sonuna doğru ilerlerken çekilen acılardan başka hiçbir şey kalmıyor insana. kendimize yaptığımız her şeyi bir başkasına yapmaya çalışmamak ya da yapmamak da bir nevi kendimizi sakınmamızdan kaynaklı olabilir. devinimsiz bir yapmacıklıkla sona eriyor her şey ve her son başka başlangıçlara gebe olduğu gibi başka acılara da gebedir. ancak bir şeyin başlaması başka bir şeyin bitmesine bağlıyken başka ve yeni acılar gelmek için öncekilerin bitmesini beklemez ve belki bu sebeple olacak ki acılar her daim çoğalır ve mevcut acı sürekli büyür. hatta belki bir insandan daha çabuk ve bir bambu ağacı ile yarışırcasına…

Yorumlar

gokyuzubenimgerisisenin
ne güzel yazmışsın
doktorhanim
alkışlıyorum