parasetamol
parasetamol
kütüphane günlükleri-15
kahvemi aldım ve köpüğünün sönmesi icin karıştırıcı ile köpükleri patlattım .bol şekerli kahvemin acı köpüğü tatlansın diye iyice karıştırdım.farkettim ki benden önce icecek alan biri iceceğini yerlere dökmüş ve yer yapış yapış olmuş.

sayın okuyucu ; kütüphanede ve fakültenizde gördügünüz ''yok ya bu kişi omüdedikodu da yazmaz , bu kişi omüdedikodu okumaz '' dediğiniz insanlar burada hem okuyor hemde yazıyor. ama bi o kadarıda bu tür ortamları umursamıyor.bu yüzden " cok da şee yapmamak lazım " ...

kütüphanede üst katlarda kitaplıkların arasında dolaşırken gözünüze takılan bazı kitaplar vardır.aslında aramakta olduğunuz konuyla ilgiside yoktur.kitabı elinize alir ve sayfalarını yoklarsınız ,belki de arkasını okursunuz. siz kitabın kapak tasarımını tabiki de umursuyorsunuz..kitap alırken önce ismine ve tasarımına sonra iceriğine bakıyorsunuz.bakmayın!alın okuyun bitirin tüm kitapları...hayal gücünüz gelişsin ; değişsin...

hani kütüphanede duvarlarında destanlar yazan iki kişilik çalışma odalarını bilirsiniz .keşke bu odalarda insanlar sadece ders çalışsa. kimisi gönlündeki aşkı/sevdayı karşı cinsi ile bu odalarda paylaşmak istiyor. gönlünden gecenleri somutlaştırmak istiyor. ders çalışmak bahane.

7/24 ün anlamının aslında " hafta ici 24 saat , hafta sonu sabah 10.00 akşam 17.00 "olduğunu bilmeyenimiz yoktur.kütüphanenin girişinde yazıyordu görenler bilir.
otobüsün camından dışarı bakarken gördüğüm evlerin pencerelerindeki perdelere vuran işigin sarimsi rengi üzerine düşen insan gölgeleri , karakterleri gereği içinden gecenleri dışına vurmayan bireyler gibi oldukca soguk ve güvensiz görünüyor.bu insanlar hangi yıldızdan etkileniyorlar , hava mıdırlar su mu bilmiyorum.
yazıma amelia'dan "le fabuleux ..." ile son veriyorum.
(tam o sırada okuyucu çok defa dinlediği bu melodiyi anımsar..)

Cevaplar