enguzelmevsimim
merhaba. az yazı yazıp kaçacağım. yani öyle bir niyetim var. yalnız yazının bir zamanların semra kaynanasının sözü misali, daldan dala olacağını da şimdiden belirtmek isterim. yani ben öyle hissediyorum. bu girizgahtan sonra ciddi bir şekilde devam etmek zor olacak ama benden bahsediyoruz. yaparım ben. ha unutmadan, kapanış hüzünlü olabilir. kesin bili değildir, yaymayın. ya iki haftadır pazartesileri olan dersimde defterin abidik gubidik kısımlarında yazdığım yazıları görüyorum. defterim bitmeye yaklaştı da ondan denk gelmeye başladık onlarla. okuyorum ve bakıyorum ki çoğu yarım kalmış. bugün de yarım kalmış bir tanesine denk geldim. ya fırsatını bulamamışım ya da o duygu orada kalmış veyahut da anlatacak kelimem kalmamış.okuduklarımın da beni memnun ettiğini söyleyemem aslında. gerçi şu an neredeyse hiçbirini hatırlamıyorum. :d ama içimde bıraktıkları duyguları hatırlıyorum. sevmiyorum abi. yüzümde oluşturdukları acı gülümsemeyi sevmiyorum. çünkü zamanında canımı yakmış olan şeyler sonucu ortaya çıkan yazılar onlar. ne güzel bir hafta sonu geçiriyorsun, ki son zamanlarda gerçekten güzel geçiyor hafta sonlarım. hatta hafta içimin çoğu günü de güzel geçiyor. unutuyorum çoğu şeyi. tabi bunun yanında okulu veyahut daha birçok şeyi de unutuyorum. geçen gün yine güvenlikçi ablayla muhabbet ederken döküldüm biraz. sonra da hafif bir ağlayış. ağlama sebebi ise malum. sevdiğim kişinin kaybı. o cepheye girersem çıkabileceğimi sanmıyorum. o kadar yıl geçti ama hala o cepheden sağ salim çıkamıyorum ben. sonuçta sana annenden daha yakın olmuş bir insandan bahsediyoruz. hastalığı yüzünden sana kızgın davransa da ya da ne bileyim kızsa da sen onun tontişliğini biliyorsun. hala üzüldüğünde ona sığınıyorsun sen. en kocaman keşkelerimden biri o. "keşke yanımda olsan". bundan büyük keşkem yok sanırım. İşte güvenlikçi ablayla konuşurken konu oraya geldi. hadi o günü bir şekilde atlattık. tabi o konuşmanın sonunda benim depresyonumsu bir şeye doğru hızlı adımlarla gittiğimi düşünmeye başladık ama buna da bir "dur yolcu!" derim ben. ne kadar zor sevdiğin birini kaybetmek.. onun ağırlığını kendimi hatırlatıp günlerime devam ederken, yine bir gün -daha dün- eski fotoğrafları açtım. baya baya eski. oturduk temizledik tek tek hepsini. yanımda sevdiğim biriyle beraber. millet sınav çalışır, biz ise taktık benim flashı temizlik yaptık. ama kimseye göstermediğim fotoğraflardı onlar ve daha çoğu kısmı eksik. gerisini de daha sonra temizleyeceğiz. az daha gülecek ama olsunduuuu :/ en son hatırlanan ise "k*vaşe, delet, enter". :d silerken kendimi kötü hissedeceğimi sanmıştım ama hissetmedim. ya yanımdaki insanın varlığından ya da içimin o zamana varış soğumuş olmasından. sonuçta o benim ilk dostumdu. yani aklım erdikten sonraki ilk dostum. resimlerin %80'i ondan oluşuyordu da. yanlış bir dost seçimi yapmışım. hayret canım yanmıyor yazarken. önceden olsa baya baya yanardı ya la. hatta öyle bir yanardı ki gözlerim sulanırdı. derin bir nefes almak zorunda kalırdım. şimdi ise öyle bir şey olmadı. gayet normal bir şey yazıyormuşum gibi hissediyorum. al kahkaha atmaya başladım şimdi :d. durun daha fazla dağıtmadan devam edeyim. hani siz doğru kişi olduğuna inanırsınız insanların. sonra bir bakmışsınız ki yanlış inanmışsınız. kısaca öyle bir durum yaşadım ben. dört senelik sürecin üçüncü senesinde yapılan hatayı affedip de ikinci bir şans vermemem gerekiyordu belki de ama benim inandığım bir şey vardır. "herkes ikinci bir şansı hak eder. ne yapmış olursa olsun". tabi bunun için sizin gözünüzde o kişinin ne derece bir değeri olduğu da önemli. İkinci şansı verirken de aslında "can çıkmadıkça huy çıkmaz" ve "huylu huyundan vazgeçmez" şeklinde olan güzide atasözlerimizi de hatırlıyorsunuzdur ama işte ne yaparsınız? bizim de huyumuz öleceğimizi bile bile o minareden atlamak. hadi buyurun biz de vazgeçmiyoruz huyumuzdan, bizim de canımız çıkmadıkça çıkmıyor huyumuz. :d böyle böyle hissizleşiyoruz. her verdiğimiz ikinci şansla beraber, bizim de içimizden bir şeyler kopuyor. kopan parçalar ise tekrardan yerine kaynatılamıyor. sonra da sana çıkıp diyorlar ki "neden bu kadar katısın?" ben bu soruya kahkaha atmayayım da ne yapayım? :d daha bugün duydum bu soruyu. İçimden kahkahamı koyverip, dışımdan bir omuz silkiş sergiledim ve derse dinleme moduma girdim. sonrasında tabi ki düşünüyorsun ve katı olmak için ayrıca bir çaba sarf etmediğimi görüyorum. çabalamama gerek kalmadan, güzel güzel yaptığım hatalarım sonucu şu anki bana kavuşmuşum. varsın katı olduğumu, gamsız olduğumu söylesinler. ben şu anki halimle mutluyum. ah dünkü fotoğraflarda gezerken duygulandım. doldu bu gözler. baya baya doldu. he gülümsedim, he yaşlarımı tuttum. anneannemi gördüm. kardeşlerimin minik hallerini gördüm. gerçi şu an eşek kadar olmuş gibi dursalar da, boyumu da geçmiş olsa boyları, benim için hala kucağımda taşıdığım minik, korunmaya muhtaç yavrularım onlar benim. onlara karşı olan korumacı tavrım kimseye karşı yok. lanet olası kanunlar onlarla beni "üvey" olarak nitelendiriyor ama bizim aramızdaki bağ bu sıfata uygun değil. İşte aslında bu da bir örnek insan ilişkilerine isim verilmesinin uygun olmadığına dair. yahu o verilen isim sizin aranızdaki bağı hakkıyla niteleyemiyor ki. :) a tabi o hislerim sayesinde aslında hala insan olduğumu fark ettim. yani aslında tam olarak hissizleşmemişim ben. yine durup "ben anneannemi özledim eti puff" deyip yine bir hüzünlendim ama olsundu. ne düşünürdü acaba şu anki ben hakkında? acaba o gün o hastaneye gitmemi istemesinin sebebi hesap sorma fırsatını belki son kez yakalamışımdır diye miydi? adam ölüyordu lan sonuçta. gebersin. geberdi gerçi. yıllar oldu. şu hayatta kimseye kin tutmayan bir ben vardı. tabi "insan" demeye bin şahit aradığım iki kişi var. hatta belki de üç. ama şu an için net iki kişi. onlara tuttuğum kini bu kategoriye almıyorum. İnsanların en değerlileri olur hani. zirveyi paylaşırlar. sonrasında ise o değerlilerini üzer birileri. hem de haksız yere. koyar size bu. öyle koyar ki ne kadar zaman geçerse geçsin içinizde onlara karşı olan öfke azalmaz. hatta gün ve gün daha da artarak kendisini gösterir. hatıra geldikçe daha çok diş bilersiniz ve doğru anı kollamaya devam edersiniz. farkında olmadan hayatınız aslında ona göre şekilleniyordur. bir yerden sonra siz farkına varırsınız da durumu değiştirmek gibi bir istek yoktur içinizde. bırakın kalsın öyle. siz ceza kesemezsiniz belki ama onlar zaten cezalarını buluyorlardır. İçimde tek bir soru. "neden?" alın. daha devamını bile getiremiyorum. daha doğrusu getirmeme rağmen siliyorum. neyse. başta uyarımı yapmıştım. samkartımı kaybettiğimi ve çarşamba günü korkulu randevumun olduğunu da yazayım sevgili tıp fakültesi hastanesiyle ve gideyim buralardan. umarım yeni samkart yerini bulurum. günaydın !

Yorumlar

Rider
Rider
6 ay
çok yazsaydın keşke.. 😒
angarabebesi
ben sana gösterebilirim sam kart yerini 😊😊 bide bu kasae
angarabebesi
bu kadar yaziyi yazarken usenmedinmi ya
enguzelmevsimim
bir dahakine çok yazarim @universitesiz :p @angarabebesi ben kendim de bulurum. teşekkürler. üşenmedim :)
alpheratz ✨
kevaşe-delet-entır 😂😂
anonim
anonim
6 ay
uzun diye okumadım belki dedim yorumlara bakıp anlarım ama yok anlayamadım:(
anonim
anonim
6 ay
ablam napiyosun ya bune okumaya uşeniyorum merakda ettim biri ozet gecebilirmi
ceyrekmuhendis
hayatını sadece iç sesiyle anlatmış. kimin hakkında ne düşünüyorsa sadece 2 cümle kullanmış. ve kendini sorgulayıp öz eleştiri yapmış. kişiliğinin bu hale gelmesinde insanlığın karşı konulmaz etkisinden bahsetmiş. ve zamanın da çok sevmiş. hala da tertemiz bir kalple sevecekmiş gibi hissettirdi. 😊😊
enguzelmevsimim
@anonim_bayanbenim yorumlar genelde öyle olmuyor :/
@anonim_bay abicim ben özet geçemem. özetim daha uzun oluyor asıl olandan :/
380volt ☇
hııı?
caykovski
caykovski
6 ay
@enguzelmevsimim olduğunu görünce üşenmeden okudum ve şimdi emin oldum ki yazmanın, bir şeyler anlatmanın hakkını veriyorsun. sana yani duygularına söyleyecek birşey bulamıyorum. önceki birkaç yazının bende uyandırdığı, ne yaşamış acaba sorusuna bu cevap niteliğinde geldi. İçi boş olup uzun yazanları okumuyorum lakin önceden de dediğim gibi sen yaz biz okuyalım.
enguzelmevsimim
@caykovski teşekkür ederim. bence hala boş yazıyorum ben :d soruna cevap niteliğinde gibi durmuş olabilir ama aslında cevabın yüzde 50'ye yakın bir kısmı da olabilir bu yazı. bilmiyorum. tam cevabı veremem ben sana hiçbir zaman. sadece sana değil, kimseye veremem. hafızamın, dilimin cevabımın önüne koyduğu sınır çizgisini aşamadım ben hiçbir zaman. gerçi bu bundan sonra da aşamayacağım anlamına gelmiyor ama neyse. hem ben öyle ahım şahım bir şey yaşamadım ki. benim yaşadıklarımı ve hatta daha fazlasını yaşayan bir sürü insan vardır. eminim ben buna. tabi sonunda pes etmeden hayatlarına devam edebilmişler midir? bilmiyorum.
caykovski
caykovski
6 ay
@enguzelmevsimim sayfalarca yazsan elbette anlatamazsın, kimin yaşadığı hangi kitaba sığabilmiş ki? kıyısından köşesinden de olsa bir cevap oldu sadece. seninde dediğin gibi nice insanlar vardır bizlerin çektiği sıkıntılar, dertler onlarınkinin yanında su damlası kalan. nice insanlar da var elbette o sıkıntılarına rağmen yaşayabilmiş ve hala yaşayan. yazdıkların boş veya dolu ben bir şeyler buluyorum içlerinden, gerçek bir şeyler..
enguzelmevsimim
peki @caykovski benim buna diyecek bir şeyim yok :)