ikizler
ikizler
odamda durmak istemedim. havası boğuyor, duvarlar üstüme üstüme geliyordu. en son dayanamadım palto, bot, eldiven, kar maskesi giyip balkonuma çıktım. normalde yurdunuzda balkonda böyle oturan bir adam görseniz deli dersiniz değil mi. zaten direk hüküm verilir genelde deli, akıllı, zeki, hoş... İnsanları tek kelimelik sıfatlarla sıfatlandırmayı seviyoruz hepimiz. benim için nasıl bir sıfatlandırma yapılabilir bilmiyorum. aslında fazla bir şey bilmiyorum diyebilirim şu sıralar. kafamın içinde boş bir uğultu var gibi. bu sesi ancak rüzgarın sesi, havanın soğukluğu, bulutların hareketi dindirebiliyor. o yüzden de odama hatta yurduma fazla girmiyorum son zamanlarda. İşte böyle girsem bile balkona kaçıp yine uğultuyu kesen 3 şeye teslim ediyorum. bu uğultunun sebebini de bilmiyorum. ama niyese mutlu ediyor bu uğultu beni. sevdiğim şeyleri daha çok yapabilmek için bahanem oluyor diyebilirim. mesela şu anda müzik dinleyip, kitap okuyorum. rumeli türküleri çalıyor kulağımda. kitap da aldous huxley- cesur yeni dünya. diyebilirsiniz ki bunu yapabilmen için illa bahane lazım değil. doğru söylüyorsunuz. ama bir şeyi severek yapmak var, öylesine yapmak var. ben de istediğim ortamlarda istediğim gibi yapmayı istiyorum hepsi bu. buraya geleli kaç saat oldu hiçbir fikrim yok. ne zaman kalkarım onu da bilmiyorum. ama daha baya burada duracağım gibi. düşünüyorum acaba ilerde ben yine böyle buz gibi havada kitap okurken, müzik dinlerken veya boş boş etrafı seyrederken o da benim yanımda olur mu. bu sorunun cevabını veremiyorum kendime mesela. şimdi de kömür gözlerine geçti şarkı. belki de kafamın içindeki uğultunun sebebi sadece yaşadığım aşk duygusudur, belki de bir etkenidir. hiçbir fikrim yok. ama ben bir etkenidir diye düşünüyorum. çünkü bu duyguyu yaşamadan önce de böyle olurdu. şarkılar flört grubuna geçti. tam da o sırada kitapta dayanışma ayini diye bir ritüelden söz ediyordu. kahkahalar attırdı bana. bir distopyada olması gereken ritüeller var sanırım. 1984'de de nefret ayinleri vardı mesela. ritüeller ve cinsellik olmadan distopya yazılamıyor sanırım. ama adamlar da haklı. İnsanoğlunun en güçlü iki davranışı. bunlar kontrol altında tutulmaya çalışılıyor zaten gerçek hayatta da. şimdi de l.e.j e geçti müzikler. ve ben de kendimi şarkılara kaptırdım. onlarla söylüyorum, dans ediyorum. kar maskeli bir adam lej dinleyip dans ediyor. saçma gerçekten. lej görse bırakırdı müziği herhalde biz müziklerimiz böyle dinlensin diye mi yapıyoruz diye. görüyorsunuz değil mi. az önce neden bahsediyordum şimdi neyden. yazının başında karamsar bir bilinmezlik paçalardan akıyordu. şimdi hop 180 derece tersi. İşte bunlar hep rüzgar, bulut ve soğukluktan oluyor. kitap ve müziği de es geçemem. İşte belki bu uğultu olmasaydı böyle mutlu anlar yaşamayacaktım. karnım da acıktı. gidip bir şeyler yiyeyim en iyisi. mutlu ikindiler dostlarım. mutlu olduğunuz şeylerle akşama ulaşın... :)

Cevaplar