snorlax
snorlax
tren raylarında kollarını açmış yürüyordu. daha geçen ay ayağı sıkışmıştı burada. çok şükür bir tren gelmemiş ve güç bela kendini çıkarmıştı. kimseye de haber etmemişti korkusundan. tekrar göndermeyeceklerini çok iyi biliyordu çünkü. burada gelip giden trenlere el sallamayı seviyordu nedense. tanımadığı insanların kendisine gülümseyerek aynı şekilde karşılık verdiğini görünce daha da mutlu oluyordu. bazı çocuklar taş atardı. buna hiç anlam veremez aksine sinirlenirdi. hafif bir rüzgar bunları düşünürken dengesini kaybettirip kenara itti bir anlık. neredeyse batmak üzere olan güneş' in sıcaklığı hâlâ hissedilirken, gökyüzünün yer yer bulutlu mavisine kırmızılar, turuncular çalınmış renk cümbüşü oluşmuştu. bu görüntüye eşlik eden kuşlar ise seyrine doyum olmayan bir görüntü oluşturuyordu. babası seslendi uzaklardan. sağ tarafına döndüğünde sapsarı buğday tarlasında çalışan işçilerin dağıldığını gördü. eve gitme vakti gelmişti. bir kaç tümseği aşıp dümdüz tarlaya çıktı. şimdi bir uçurtması olsa ne güzel olurdu. uçsuz bucaksız gökyüzünde naif hareketler ile salınan, uzun kuyruklu bir uçurtma... belki yarın yapabilirdi. ya da...

Cevaplar