8 ...Sağ taraftan mıydı yoksa soldan mı? Hep bu yol ayrımında bir kaç saniye dahi olsa kafası karışır bir o yana sonra diğer yana bakıp şaşkın bir hale bürünürdü. Yol boyu devam eden büyük ve görkemli ağaçlar da bu durumu perçinler daha çok aklını bulandırırdı. Ah düşünceler! Sebep onlar aslında. Rüzgardan bozulmuş saçlarını düzeltip çantasından şapkasını çıkardı. İyice sararan ağaçlar ve yerlere döktükleri kırmızılı, turunculu yapraklar arasında yürürken başına taktığı bu şapka bahar havası estiriyordu. Tabanı siyah örgülü ve üzerindeki sık ve binbir renkli küçük şekiller sanki çiçek yerleştirmiş gibi görünüyordu. Aynısından bir de boyunluk takardı çok soğuk olduğunda. Yağmurda ıslanmayı seviyordu az da olsa. Fakat esas sevdiği sonrasıydı. Ciğerlerine dolan hava daha ağır bir his olurdu. Hele toprak kokusu... Bu yolu seviyordu. Her ne kadar karışıklık olsa da zihninde her seferinde, seviyordu... Her mevsim ayrı güzel burada. Kışın ağaçların altına geçerek dalları sallayıp karların üzerine dökülmesine izin verir bundan mutlu olurdu. Baharda ise bu kocaman ağaçların arasında çiçek kokuları eşliğinde yürümek şahane olurdu. Ne hikmetse yine de bu kadar mutlu hissederken sadece tek bir noktada kırıklık hisseder fakat çok da aldırmaz. Her şeyin bir zamanı olduğunu bilir yüzüne tebessümünü yerleştirip devam eder. Kulaklığını takıp yanından geçen arabaların sesini dindirdi. Artık sadece iç sesi ve dinlediği şarkılar vardı etrafındaki mükemmel manzara ile. Bu da gayet yeterli değil mi..?