poseydon
poseydon
6 ay
sonunda insan da uyudu. geceler boyunca oturup gündüzler boyunca uyuyan insan kendini sürekli bir uykuya teslim etti. herkes toplandı başına. yıldızlar, ağaçlar, ay, güneş ve aynı candan olma bikaç varlık daha. önce herkes sessizdi. susmak belki de yapılabilecek en iyi ve en güzel şeydi. kim uğurlamadi ki sevdiğini toprağa. bazıları bu son görüşe de katılmadı. çünkü insan bazı şeyleri yaptıktan sonra pişmanlık duyarken bazı şeylerden pişmanlık duymak için yapmaz onları. oysa geçmeyen bir düşmanlıkla baş başa kalacağını ( pişman olan kendisi ile) ve yüreğinde açtığı bu derin yarayı nasıl kapatacağını bilmediği bir yaşantı parçasıyla senelerce yaşamak zorunda kalacağını ve hiçbir yaşantıya tam olarak ait olamayacağı gibi artık çoktan yiten birkaç görüntü dışında kendisine bir şey kalmayacağını bilemedi, hissedemedi, anlayamadı. acılarımız, elbette derin yaralarımızdan besleniyor ancak bir acı hiç yarasız da var olabiliyormuş. İnsan yaşadıkça yaşlanıyor, yaşlandıkça unutuyor, unuttukça da hatırlamaya çalışıyor ve hatırlasa da hatırlamasa da bazı şeyleri, sürekli var olan ve benliğini belli eden bir acı silsilesi kalıyor geriye. ölürken yaşayanlar da var, herhangi bir yaşantıda kendini bulamayanlar da. oysa insan zaten alışkanlıklardan ibaret bir yapı oluyor yaşadıkça ve alışkanlıklar bile yaralayıp zarar verebiliyor insana zamanla. peki hangi zamanda yok ettik kendimizi ve hangi zaman geri getirebilir bizi, unutkan zihinler ve yüreklerin acısından. bir acı insanı var edebildiği gibi yok da edebilir.

Yorumlar

poseydon
poseydon
5 ay
@anonim_bayan cevabını bulamadığım bir soru bu. belki de içten içe memnunumdur halimden ne kadar uyuşmasak da.