3 Kendimi çok değişik hissediyorum.
Bakalım, nasıl hissettiğimi tam olarak açıklamadan, benzetme yaparak açıklayabilecek miyim.

Bir gölde doğmuş ve büyümüş gibiyim. Ve ben büyüdükçe, Dünya'daki suların kendi gölümüzden ibaret olmadığını, başka göllerin de var olduğunu, aynı zamanda aslında kendi gölümüzün de pek fazla temiz sayılamayacağını, bu yüzden o gölde barınmamam gerektiğini fark edip, gölü terk etmem gerektiğinin farkına vardım. Aynı gölü paylaştığım insanlara, kendi farkına vardığım şeyleri anlatmaya çalışınca, muazzam bir şekilde tersleniyorum, hiçbir şekilde ikna edemiyorum. Fakat ben, kimse destek olmasa da, ikna olmasa da, gölden ayrılmayı kabul etmesede; ben tek başıma, gölümüzün yeterince temiz olmadığını, başka göllerin, denizlerin, okyanusların da var olduğunu bilip, sürekli aynı göle tıkılı kalmamak gerektiğinin farkına varıp gölden ayrılma kararı aldım.

Ve yola koyuldum. Gölden yeterince uzaklaştım. Artık geri dönme şansım yok. İleri gitmeliyim ama, nereye? Tek başımayım. Hangi göle, hangi denize, hangi okyanusa gitmem gerekiyor? Hiçbir fikrim yok. Kayboldum. Muazzam su kütlesi karşısında, yapayalnız bir şekilde, öylece duruyorum. Danışacak kimsem yok. Durmalı mıyım, ileri mi gitmeliyim, geri mi dönmeliyim, ne yapmam gerektiği konusunda hiçbir fikrim yok. Fakat o kadar da değil, abartmayayım. Tek bildiğim var, geri dönmemem gerekiyor.

Rehberim yok, danışmanım yok, kimsem yok. Korkuyorum da aynı zamanda, yanlış tarafa yönelmekten korkuyorum. Fakat ileriye doğru gitmem gerek, eğer durursam, kendi gölümden ayrılmış olmanın bana hiçbir katkısı olmamış olacak. Hadi ama, ne için yola çıktık?

Biraz cesaret, azim, çalışma ile, rehberimizi de akıl olarak belirlersek, bu işin içinden sıyrılabiliriz diye düşünüyorum. Fakat yine de, tehlikeli sularda yüzdüğüm gerçeğini, kesinlikle unutmamam gerek. Oldukça ürkütücü bir durum.